Kur’an’daki en önemli çelişki ve yanlışlar, bilimdışı ayetlerdir. 14 yüzyıl önce yazılmış bir kitapta bu tür hataların olması gayet doğaldır. Ancak bir kitabın Allah tarafından gönderildiği iddia edildiğinde, içindeki bilimsel çelişkiler normal karşılanamaz. Böyle bir iddiaya karşın bilimsel konularda tüm yazılanların doğru olması gerekir. Aşağıda örneklerini sunacağımız ayetler, o dönemin toplumlarında yeterince bilinmediği için tepki görmeyen, ancak günümüz bilim dünyasında kabul edilemeyecek derecede akıldışı, bilimdışı iddialar içermektedir.
A- Canlıların ve organların özelliklerinin bilinmemesinden doğan çelişkiler:
1- Spermin testislerde üretildiğinin bilinmemesi:
Tıp biliminde dişi üreme hücresi olan “oocyte” nin yumurtalıkta, erkek üreme hücresi olan “sperm”in ise testiste üretildiği bilinmektedir. Ancak Tarık suresinde şöyle yazar:
Tarık/ 5-8. İnsan neyden yaratıldığına bir baksın. Bel kemiği ile kaburgalar arasından gelip atılan bir sudan yaratıldı. Şüphesiz (Allah), onu yeniden döndürmeye kudretlidir.
Bilime ters olan bu ayetin ikna edici bir izahı yoktur. Kimi İslamcılar, bel kemiği ile kaburgalar arasından çıkanın sperm değil, insan olduğunu iddia eder. Kimi İslamcılar, bu ayeti testislerin başlangıçta yukarıda olmasıyla izah etmeye çalışır. Kimileri ise sperm ve oocyte ile kemik iliği arasında bağlantı kurmaya çabalar. Ama hiçbiri ayetin bilime uygunluğunu ortaya koyamamıştır.
2- Kalbin beyin fonksiyonlarına sahip bilinmesi:
Kur’an’da insan beyninden hiç söz edilmemiştir, çünkü bilinmez. Halbuki beyin, insanı insan yapan organdır. Beyin bilinmediği için duygular, düşünceler kalbin fonksiyonları olarak belirtilmiştir.
Örneğin Bakara suresi 97. ayetinde; Cebrail’in Kur’an’ı peygamberin kalbine indirdiği yazılmıştır. Bilim ise, bilgilerin ve hafızanın beyinde saklandığı kanıtlamıştır.
Yine Bakara suresi 260. ayetinde İbrahim’in kalbinin tatmin olması için Allah’tan ölüleri nasıl dirilttiğini göstermesini istediği yazılıdır. Halbuki tatmin olan, ikna olan kalp değil, beyindir.
Birçok ayette de kalbin mühürlenmesinden söz edilir.
Şura-24. Yoksa onlar, senin hakkında: “Allah’a karşı yalan uydurdu” mu diyorlar? Eğer Allah dilerse senin de kalbini mühürler. (…)
Tegabun-11. Allah’ın izni olmaksızın hiçbir musibet başa gelmez. Kim Allah’a inanırsa, Allah onun kalbine hidayet verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
Hidayet verilecek olsa, verileceği organ kalp değil, beyin olmalıdır. İslamcılar bunu, bugün de sevginin, merhametin kalple ifade edilmesiyle açıklar. Tersine bu ifade şekli, dini inançlardan kaynaklanarak oluşmuştur. Bazı İslamcılar ise kalbin de beyinsel fonksiyonlara sahip olduğunu iddia eder. Bu iddianın hiçbir bilimsel yanı yoktur. Kalp, sadece kan pompalayan bir organdır ve beyin işlevlerinin hiçbirine sahip değildir. Bu yanlış, müteşabihlikle de izah edilemez. Kalple ilgili birkaç ayetin müteşabihliği olsa da, Kur’an’ın tamamında ve onlarca ayette bu şekilde geçmesi, böyle bilindiğinin göstergesidir.
3- Her canlının çift yaratıldığı:
Zariyat-49. Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık.
Her canlı çift değildir. Bakteriler, tüm canlılardan kat kat fazla sayıda ve etkinliğe sahip varlıklardır. Eşleri olmayıp bölünerek çoğalırlar. Ama görülüyor ki Kur’an’ın yazarı, ya bakterileri, virüsleri bilmiyor ya da onları canlıdan saymıyor.
4- İnsanlar için 8 çift hayvan yaratıldığı:
Zümer-6. Sizi bir tek nefisten yaratmış, sonra ondan eşini var etmiştir; sizin için hayvanlardan sekiz çift meydana getirmiştir. (…)
İnsanların faydalandığı hayvan sayısı sekizden çok daha fazladır. Bazı İslamcılar, ayetin çiftlik hayvanlarını kastettiğini öne sürerse de 8 çift hayvan yine çok azdır. Enam suresinde bu 8 çift hayvanın hangileri olduğu da belirtilir:
Enam-143. Sekiz çift yarattı: Bir çift koyun, bir çift keçi. (…)
Enam-144. Deveden bir çift sığırdan da. (…)
İnsanlar bu sayılan hayvanların dışında at, eşek, tavuk, ördek, hindi, tavşan, balık, lama, kanguru, geyik, fil ve daha birçok hayvandan yararlanırken sadece 4 çeşit hayvan sayılması ve 8 çift olarak ifade edilmesi ilginçtir.
5- Tatlı suda inci ve mercan yetiştiği:
Rahman suresi 19-22 ayetleri ile Furkan suresi 53. ayetinde geçen iki denizin birbirine salındığı-karıştırıldığı ama aralarında bir engel olduğunu yazan ayetlerde denizlerden birinin suyunun içilebilen tatlı su olduğu, diğerinin acı ve tuzlu su olduğu yazılıdır. Rahman-22′de her ikisinde de inci ve mercan yetiştirildiğini yazar. Halbuki tatlı suda inci ve mercan yetişmez. Suni olarak inci yetiştirilse bile mercan hiç yetişmez. Bu ayetlerin müteşabih olduğu söylenebilir. Ancak mucize uydurmacıları, ayetteki mercan ve inciyi görmezden gelip, iki denizin karışmamasını mucize diye sunmaya çabalarlar.
6- Ortadoğu dışında yetişenlerden hiç bahsedilmemesi:
Kur’an’da adı geçen bütün bitki, hayvan ve diğer doğa varlıkları Ortadoğu’ya özgüdür. Diğer bölgelere ait olan canlı-cansız varlıklardan söz edilmez. Örneğin çölden bahsedilir ama gölden, ormandan bahsedilmez. Kar, buz, dolu, sis gibi bölgede görülmeyen doğa olayları Kur’an’da geçmez. Portakal, mandalina, karpuz, kavun, ceviz, fındık, patates gibi bölge dışı bitkisel ürünlerden, kanguru, lama, pelikan, fok gibi bölge dışı hayvanlardan bahsedilmez.
B- Dünyanın ve Evrenin bilinmemesinden doğan çelişkiler:
1- Güneşin kara bir balçığa batması:
Eski toplumlar, dünyanın da güneş, ay ve yıldızlar gibi bir gök cismi olduğunu bilmezlerdi.
Yere göre güneşin hareket ettiğini sanır, doğuda bir yerden doğup batıda bir yerde battığını düşünürlerdi. Bazı filozoflar, asıl dönenin güneş değil dünya olduğunu keşfetmiş olsalar da, insanların çoğu bu bilgiden habersizdi. Kur’an’da anlatılan Zülkarneyn hikayesinde de güneşin dünyada bir çamur gözesine battığı yazılır.
Kehf-86. Nihayet güneşin battığı yere vardığı zaman, güneşi, kara bir balçıkta batıyor buldu. (…)
Ayetten; dünyayı göğün altında uçsuz bucaksız bir yer olarak gören ve göz yanılmasından dolayı güneşin dünyanın batısında bir çamur gözesine battığını sanan bir yanlış bilgiye sahip olunduğu anlaşılmaktadır. Bu ayet, İslamcılar tarafından güneşin sanki okyanusta batıyormuş gibi görünmesi olarak açıklanmaya çalışılır. Öyle olsa, ayette “sanki” sözcüğü olurdu ama yoktur ve bazı mealciler bu kelimeyi parantez içinde ayete ekler.
2- Dünyanın tüm evrenden daha uzun zamanda ve daha önce yaratılması:
Evrende milyarlarca galaksi olduğu ve her galaksinin milyarlarca güneş sistemine sahip olduğu ve dolayısıyla dünyamız gibi sayısız gezegenin olduğu artık biliniyor. Bu bilgilerden yoksun olan eski toplumların yaratılış mitlerinde ise sadece yer-gök geçiyor. Altta uçsuz bucaksız bir yer ve üstte gök kubbe. Füssilet suresinde de yer ve göğün yaratılışı bu bakış açısıyla anlatılıyor.
9. De ki: “Siz gerçekten yeri iki günde yaratanı inkar edip duracak mısınız? Birde O’na eşler mi koşuyorsunuz? O, bütün alemlerin Rabbidir.
10. O, dört gün içinde, yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti.
11. Sonra göğe doğruldu da o bir duman iken ona ve yere: “İkiniz de ister istemez gelin!” dedi. İkisi de: “isteye isteye geldik.” dediler.
12. Böylece onları iki günde yedi gök olmak üzere yerine koydu ve her gökte (bulunan meleklere) işlerine ait emrini vahyetti. Dünya gökyüzünü kandillerle donattık ve koruduk, işte bu, hep o çok güçlü ve herşeyi bilenin takdiridir.
Ayetlerde dünyanın dört günde ama 7 göğün yani evrenin iki günde yaratıldığı öne sürülüyor. Evrenle kıyaslandığında; okyanusta bir çakıl tanesi gibi olan dünyanın yaratılışının hem evrenden önce, hem de evrenin iki misli zamanda yaratıldığı iddiası bilimsel olabilir mi?
3- Yıldızların şeytanlar için atış tanesi olduğu:
Mülk-5. Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık.
Kandille kastedilen yıldız. Ama sanki yıldızın ne olduğu bilinmiyor. Boyutları çok küçük sanılıyor. Güneş ile yıldızlar farklı düşünülüyor. Koca yıldız, belki de dünyanın 30-40 misli büyüklüğünde, ama ayette şeytanlara atış tanesi olarak yapıldığını söylüyor.
4- Göğün yere düşmemesi için tutulduğu:
Hacc-65. Görmedin mi ki, Allah bütün yerdekileri sizin hizmetinize sundu. Ve emriyle denizde seyredip giden gemileri de. Göğü de izni olmaksızın yere düşmekten o tutuyor. Gerçekten Allah insanlara çok şefkatli, çok merhametlidir.
Göğün tutulmadığı takdirde dünya üzerine düşeceğini hangi bilim adamı söyleyebilir?
Milyarlarca galaksi, katrilyonlarca yıldız ve gezegenlerin dünyaya düşebileceği düşünülebilir mi? Ama dünya gökte bir cisim değil de, gök dünyanın üstünde sanılırsa; göktekilerin yere düşeceği zannına kapılınılabilir ki Kur’an’ın yazarı da bu yanılgıya düşmüştür.
5- Cennetin genişliği göklerle yer kadar mı?
Ali İmran-133. Rabbinizden olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete (kavuşmak için) yarışın; o, muttakiler için hazırlanmıştır.
Yer’den kastedilen dünya gezegeni olduğuna göre; dünya da, uzayda diğer gök cisimlerinden biri olduğuna göre; “gök ile yer kadar” demek saçma bir ifadedir. Bu da, önceki örneklerde olduğu gibi göğün dünya üzerinde bir kubbe olarak algılanmasından kaynaklanmaktadır.
6- Ayın bir nur, bir ışık kaynağı olduğu:
Yunus-5. O’dur ki Güneş’i bir ışık yaptı. Ay’ı da bir nûr kılıp, ona birtakım konaklar tayin etti ki yılların sayısını ve vakitlerin hesabını bilesiniz.
Ay’ın bir nur olmadığı sadece geceleri güneşten aldığı ışığı yansıttığı biliniyor. Ama gündüz ay’ı göremeyen ve gece aydınlık verdiğini görenler onu nur sanıyor.
C- Matematiğin bilinmemesinden doğan çelişkiler:
Kur’an’da Nisa suresi 11 ve 12. ayetlerinde miras paylaşımına dair verilen oranlara göre hesap yapıldığında matematik hatası olduğu görülür. Oranlar hatalıdır ve hesap tutmaz.
Oran hatalarını giderebilmek için avliye ve reddiye yöntemine başvurulur.
İlköğretim seviyesindeki bir oran hesabında hata yapılmış olması, Kur’an’ın insan ürünü olduğunun en önemli kanıtıdır.
D- Doğaüstü inançlardan doğan çelişkiler:
Kur’an’da bilimsel yasalara ters, doğaüstü, insanüstü mucize iddialarına bolca rastlanır.
1- İlk insanın çamurdan yaratılması,
2- Ayın yarılması,
3- Bedir savaşında melek ordusunun Müslümanlara destek olması,
4- Kayalıktan deve çıkarılarak Salih peygambere mucize verilmesi,
5- Firavuna karşı Musa’ya verilen mucizeler, suların kan olması, tüm ilk doğan erkek çocukların ölümü, kurbağa, çekirge istilası ve Kızıldeniz’in yarılması,
6- Meryem’in cinsel ilişkiye girmeden İsa’yı doğurması,
7- İsa’nın bebekken konuşması, ölüleri diriltmesi,
8- Fil vakasında kuşların attıkları taşlarla orduyu helak etmesi,
9- Süleyman’ın kuşlara, cinlere hükmetmesi, ayakta öldüğünde asasını kurt yiyip de düşene kadar öldüğünün anlaşılmaması,
10- Nuh tufanında tüm hayvanlardan birer çiftin gemiye toplanması gibi.
Sonuç:
Evrensel olduğu öne sürülen bir kitapta yer alan tek bir bilimsel hata dahi, o kitabın evrensel olamayacağının kanıtıdır. Kaldı ki Kur’an’da onlarca bilimdışı ayet mevcuttur. 1400 yıl öncesine ait bir kitapta yazılmış olanların, her çağda ve her yerde geçerli olduğuna inanmak yanlış olduğu kadar tehlikelidir de aynı zamanda. Böyle bir inanç, o kitabın çağdışı hükümlerini egemen kılmak ister. Böyle bir inanç, bu kitabı tüm kitaplardan üstün görür ve bilimi, bilimsel teorileri geri plana atar. Çağdaş yönetimler, uygar yasalar yerine 14 yüzyıl öncesine ait ilkel kanunları uygulatmak ister.
Nitekim Islâm’ın ortaya çıktığı tarihten günümüze gelinceye kadar, hiçbir ülkede ve hiçbir dönemde demokratik doğrultuda bir gelişme görülmemiştir. Kur’ân’a dayalı olarak ne laik ve demokratik bir sosyal düzen kurma, ne de toplumsal kalkınma mümkündür. Çünkü Kur’ân, teokratik sistemler dışına çıkılmasına ve akılcılığa olanak tanımadığı gibi, ekonomik olarak da gelişmeye yönelik girişimlere fırsat vermez. Günümüz dünyasında İslam ülkelerinin durumu bunun kanıtıdır. Gelişmiş, kalkınmış ülkeler içinde tek bir İslam ülkesi yoktur. Üstelik tümü, demokratik yönetimlerden yoksundur. Hala kadına oy hakkı verilmeyen, kadının çalışmasına, araba kullanmasına izin verilmeyen ülkeler mevcuttur. Dünyada köleliğin bile en son Suudi Arabistan’da kaldırılmış olması da bir tesadüf değildir.
Bilimin dinden nasıl kötü etkilendiğine dair bir örnekle yazımızı noktalayalım:
Aşağıdaki fetva, Suudi Arabistanlı meşhur Şeyh Abdul Aziz Bin Baz’a ait.
Tarih: 1975
Kaynak: “Dünya’nın Sakin Güneş’in Hareketli Olduğuna ve Gezegenlere Çıkmanın İmkansızlığına Dair Akli ve Hissi Deliller”adlı kitabı
Fetva:
Kim dünyanın yuvarlak olduğunu iddia ederse küfür ve delalete düşmüş olur. Çünkü bu iddia hem Allah’ın, hem Kuran’ın, hem Peygamber’in reddidir. Bunu iddia eden kişi tövbeye davet edilir. Ederse ne ala! Aksi takdirde kafir ve dinden dönmüş bir kişi olarak öldürülür ve malı da Müslümanlar’ın hazinesine katılır.
Eğer ileri sürdükleri gibi Dünya dönüyor olsaydı ülkeler, dağlar, ağaçlar, nehirler, denizler bir kararda kalmazdı. İnsanlar batıdaki ülkelerin doğuya, doğudaki ülkelerin batıya kaydığını görürlerdi. Kıble’nin yeri değişir, insanlar kıbleyi tayin edemezlerdi. Velhasıl bu iddia sayması uzun sürecek birçok nedenden dolayı batıldır.”
tabı yanlıslık tum degındıgınız konularda mevcut.. fakat tek bır konuya degınmek ıstıyorum..kalp beyın ılıskısı.. evet haklısınız dusunmek algılamak vs beyın gorevıdır. fakat gönül, akıl, vicdan, aşk, nefret vs gibi şeylerin beyınde oldugunu ıspat edebılırmısınız? akıl mesela.. nerdedır? uydurmamıdır? kalp neden aşkın sımgesıdr? uydurmamıdır? ordakı kalpten maksat insandaki manevı duygulardır.. ve bu yuzyıllardır kalp ıle temsıl edılır. yoksa tamam haklısınız kalbın bıyolojık gorevı zaten bellıdır. fakat temsılı olarak bazı manevı duygular hep kalple temsıl edılır. gıdıp kımse kımseye seni tum kalbımle sevıyorum yerıne senı tum beynımle sevıyorum dedıgını nerde duydunuz? kaldıkı kur'anı kerımde "...Demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır..." (Hadid suresi 25) ayetı vardır.. Vücudumuzdaki Demir (Fe) elementi sayesinde oluşan Hemoglobin hayatın devamı için şarttır. Hemoglobinin ortasında bulunan Demir (Fe) elementi oksijeni kendisine bağlar ve kanda taşır. sımdı sızın deyımınızle bunu hz Muhammed (SAV) yazabılır mı ya.. ne anlar o zamankı ınsanlar demır elementının ınsanda hayatı onem tasıdıgını..elınızı azcık vıcdanınıza koyun..daha bır cok ayet vardır.çölde kız cocugu olunca gomen bır mılletın ıcınden bırı cıkacak demır elementının vucuda faydaları var dıyecek..galaksıden bahsedecek. altın orandan bahsedecek....guldurmeyın ınsanı.. ayrıca kur'anı kerımde fıravunun cesedının hıc curumeyecegı de ve hep ( kıyamete kadar) kalacagı belırtılıyor..ıngılterede gectıgımız yıllarda bulundu..onlarıda ınceleyın..nerden bılsın coldekı adam (!) bır cesedın curumeyecegını ya.. afedersınde o zaanlar kalkıp boyle
YanıtlaSildıyene " hadı lan ordan atma artık1 derler...
Demirin insan hayatındaki yararlarından bahsetmiş olamazmı sence? Örneğin kap kacak, kılıç... çoğu şeyde kullanılan birşeydir vede kalp her nekadar duyguları temsil etsede duygular vucuda yayılan hormonların ürünüdür...
YanıtlaSilŞuan için dini doğrulaya bilirsiniz ama 10 yıl sonra bilim aklınıza gelmeyecek düzeyde yol katdedecek ve meçbur herkezin aklına girecek
3 / ÂLİ İMRÂN - 133: (Ömer Öngüt) Rabbinizin bağışına ve Allah'tan korkanlar için hazırlanmış, genişliği gökler ve yer kadar olan cennete koşun!
YanıtlaSil----------------------------------gökler
----------------------------------yer
iki ayrı şeyden bahsediliyor.iki uç nokta arasındaki büyüklükten bahsetmiyor.
ama yukardaki yazıda öyle algılanmış
''Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir.''
YanıtlaSilatmosfer neden oluşuyor bakalım:
Gaz Oran
Karbonmonoksit (CO) 0,01-0,2
Ksenon (Xe) 0,09
Ozon (O3) 0,05
Amonyak (NH3) 0,02
Kükürt dioksit (SO2) 0,02
Hidrojen sülfür (H2S) 0,002-0,02
Formaldehit (CH2O) 0,01
Azot dioksit (NO2) 0,003
Nitrik oksit (NO) 0,003
Hidroklorik asit (HCl) 0,002
Nitrik asit (HNO3)
Hidrojen peroksit (H2O2)
Halokarbonlar (CxHxClxFxBrxIx)
Sülfürik asit (H2SO4)
Karbonil sülfür (COS) 0,001 ppm'den az
----------------------------------------------
bu gaz örtüsünün yeryüzüne ,yani toprak hizasına indiğini düşünelim.bu durumda yaşam mümkün olurmu?tabiiki hayır.
göğün düşmesin diye tutulması bu izah ettiğim tehlikenin engellenmesi durumu olabilir.
ayrıca kuran da kullanılan dil çok zengin bir kelimenin onlarca manaya gelebildiği bir dildir.
kuran başlıbaşına bir inceleme gerektirir.ilk okunduğunda ortaya çıkan anlamla şüphelerimizin karışıyla değil.
-----------------------------------------------
''Ve andolsun ki, dünyanın semasını kandillerle süsledik. Ve onları, şeytanlar için (atılacak) taşlar kıldık. Ve onlar için alevli ateşin azabını hazırladık.''
şeytanlar metafizik varlıklardır.metafizik varlıkların yıldız gibi kütleleri olan maddi varlıklarla engellenemeyeceğini göre burada farklı etkileşimlerden bahsedilmektedir.atılacak taşların şeytanlara olan etkisi nasıl bir şeydir? şeytanlar nasıl varlıklardır? bu ayeti anlarken bahsedilen şeylerin özelliklerini,biribiriyle olan bağlarınıdda düşünmek gereklidir.şeytanlara inanmıyan bir insan ,şeytanlara etki eden şeyin kimyasından bahsederken nasıl bu kadar emin konuşabilir.
---------------------------------------------
''O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Allah, bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. O, âyetlerini, bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır.''
ay geceyi aydınlatır.bunu kuran daha farklı nasıl izah edebilirdi ki,burada bir tersli gördünüz.
''Nihayet güneşin battığı yere varınca, onu kara bir balçıkta batar buldu. Onun yanında (orada) bir kavme rastladı. Bunun üzerine biz: Ey Zülkarneyn! Onlara ya azap edecek veya haklarında iyilik etme yolunu seçeceksin, dedik.''
YanıtlaSil-------------------------------------
Gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Geceyi gündüzün üstüne sarıp-örtüyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıp-örtüyor. Güneş'e ve Ay'a boyun eğdirdi. Her biri adı konulmuş bir ecele (süreye) kadar akıp gitmektedir. Haberin olsun; üstün ve güçlü olan, bağışlayan O'dur. (Zümer Suresi, 5)
bu suredeki benzetmelerde ''gibi''kelimesi kullanılmamıştır.''gibi'' kelimesi kullanılmadı diye :
1-Geceyi gündüzün üstüne sarıp-örtüyor
2-gündüzü de gecenin üstüne sarıp-örtüyor.
3-Güneş'e ve Ay'a boyun eğdirdi.
4- Her biri adı konulmuş bir ecele kadar akıp gitmektedir.
sarıp-örtmekten çarşaf gibi sarılıp örtünmeyimi anlammamız gerekir?
kuranın üslubu budur.benzetme yaparken gibi demeye gerek duymaz.
''onu kara bir balçıkta batar buldu'' derken de mecaz ifadeyi anlamamız gerekir.
ki peygamber efendimiz zamanında dahi güneşin mahiyeti bilinmekteydi.sizin deyimiznizle kuran insan yazması olsa bile(haşa)böylesi çocukca bir şeyi söylemesi saçma olurdu.
-----------------------------------------
Ortadoğu dışında yetişenlerden hiç bahsedilmemesine gelince islam niçin araplara geldide kutuplara afrikaya inmedi diyede sorulabilir .afrikaya inseydi aslan kaplan örnekleri verilirdi,çünkü o zamanın cahil insanlarına bir şeyleri izah etmek için en yakınındaki şeyle kıyas edip anlaması bakımından bildiklerinden örnekler verilmesi gayet doğal.kız çocuklarını diri diri gömenlerden bahsediyoruz.
--------------------------------------------
Kuran' ın araplara özgü örnekler içermesi yani arapların yakınındaki örneklerden bahsetmesi onun evrensel olmasıyla çelişmez mi? Kuran' ın bu kadar mecazlı anlatıma sahip olması benim gibi arap olmayan insanların ayetleri anlamasına büyük bir engel teşkil etmez mi?
Sil''Ve Biz, her şeyi iki çift yarattık. Umulur ki, öğüt alıp düşünürsünüz.''
YanıtlaSilbakteriler hakkında kısa bir alıntı
''Ancak bu gelişmiş yöntemlerle dahi, bakteri türlerinin toplam sayısı bilinmemektedir ve bu sayı belli güven sınırları içinde tamin dahi edilememektedir. Mevcut sınıflandırmaya göre bilinen bakteri türlerinin (siyanobakteriler dahil) sayısı 9000'inin altındadır[130], ama bakteriyel çeşitliliğin büyüklüğü hakkındaki tahminlerde toplam tür sayısı 107'den 109'a kadar uzanır ve hatta bu tahminlerinlerin dahi birkaç büyüklük mertebesi kadar hatalı olabileceği düşünülmektedir.[131][132]''
-------------------------
demek oluyorki bakterilerin sırrı tam olarak çözülebilmiş değil.bilim sürekli gelişmekte,yeni bilgiler elde edilmektedir.
ayrıca:
''Bazı bakteriler varlıklarının devamı için gerekli olan, mekânsal olarak yakın ilişkilere girerler. Bu tür mutualist ilişkilerden biri olan türler arası hidrojen transferi olarak adlandırılır, butirik asit veya propiyonik asit tüketip hidrojen tüketen anaerobik bakteriler ile, hidrojen tüketen metanojenik arkeler arasındadır.[133] Bu ilişkide yer alan bakteriler kendi başlarına bu organik asitleri kullanamazlar çünkü bu reaksiyon sonucu aşığa çıkan hidrojen çevrelerinde birikir. Hidrojen tüketici arkelerle yakın ilişkileri sayesinde hidrojen konsantrasyonu yeterince düşük kalır ve bakteriler büyüyebilir.''
burada bakterilerin büyümesi için iki ayrı türden bahsediliyor.
bakterinin cinsel organı olmadığına göre dişi ve erkek tanımıda ona göre yapılır,bakteriler için değişgenlik arz eder.
Bakterilerin çoğu bölünerek ürerler. Yani eşeysiz üreme (dişi veya erkeğe ihtiyaç duymadan) yapmak zorunda olan bir sürü bakeri türü mevcuttur. Zaten bir tane bile olması bu ayetin yanlışlığını gösterir.
SilBakteriler dışında eşeysiz üreyen, cinsiyetleri omayan veya her iki cinsiyetin özelliğini gösteren (hermafrodit canlılar) canlı türleri de çoktur. Bu canlılar çift oluşturmadan ürerler. Yani her canlının bir çifti (dişisi erkeği) yoktur
Dünyanın tüm evrenden daha uzun zamanda ve daha önce yaratılması:
YanıtlaSilyaradılışa inanmıyan bir anlayış yaradılışdaki zaman kavramının niteliği hakkında nasıl doğru bir yargıya varabilir?
Önce Allah'a inanmak gerekir.
sonra yaradılışa,O nun yartım gücüne
Allah ı tanımlayamayan bir zeka
Allah ın yaratmak için tanıdığı süre hakkında ne düşünebilir?
başı ve sonu olmayan yoktan var eden bir yaratıcının ''zaman'' kavramından bahsediyoruz.
yokdan var edilmek başlıbaşına bir muamma.
başı ve sonunun olmaması ayrı bir muamma
ihtiyaç duyulmuş ''zaman'' ayrı bir muamma.
Allah ın varlığını çözmeden
onun kullandığı zamanı ,ve o zaman içinde yarattıkları hakkında fikir sahip olunmak istenmesi ne derece doğru?
Peki Allah' ı tanımlayamayan bir zekanın Allah' a inanması nasıl mümkün olabilir? Başı sonu olmayan, yoktan var olan, kısacası benim mantık ilkelerime uymayan birşeye inanmam beklenebilir mi? Allah benim beynimi onu kavramama engel olacak şekilde tasarladıysa onun varlığını nasıl çözebilirim?
Silinsanın yasadığı duygularda elbette hormonların etkısı var..fakat temsıl olarak her zaman kalp kullanılır.Allah kalkıp hormonlarla duyguları neden temsıl etsın.duyguların olusmasındakı tum etmenler sayılacaksa eger beynı soleyecek basta hormonu soyleyecek kanı soyleyecek damarı soyleyecek ....e bunun sonu yokkıhepsı bırıbıryle ılıntılı.ben bunu anlatmaya calısıyorum.kalp temsıldır orda.herhangı bır bıyolojık ılgı yok.kalp kırılması kalbın dogrulması kalbınde kotuluk olması olmaması vs vs.. bıyolojık olarak kalple bunların ılgısı yok ama temsıl olarak kalp kullanılmıstır..yoksa vucuttakı tum duygu ve dusunceler beyınde olusur..kalkıp bı mıdenın veya bobregınin sızı cektıgınız ask acısıyla agrıyacak degıldır herhalde. kalp ınsanoglunun yasam merkezıdır. ve ben duygularımı kalple temsıl ederken hayatımın merkezınde yasıyorum o duyguları anlamı tasır aslında..islamda iman kalpte bulunur diye gecer. kalbin muhurlenmesı dıye bı deyım vardır ayrıca. kalkıp kalbıne beledıye muhuru vurulmasından bahsedılmıyor herhalde. ıyılık yapamaz olur kotu dusuncelerın onu sardıgı anlamını tasır ( en dogrusunu Allah bılır). bazı seyler yorum gerektırır akıl ve zeka suzgecınden gecırmek gerekır..kalkıpta aaa bak kalple beyını karıstırmıs Allah denmez hemen. her turlu sorgulama hakkına sahıpsınız elbette.sadece sız degıl hepımız sahıbız. Allahta dusunun , dusunmezler mı dıye cok ayete baslar.
YanıtlaSil"""Nitekim Islâm’ın ortaya çıktığı tarihten günümüze gelinceye kadar, hiçbir ülkede ve hiçbir dönemde demokratik doğrultuda bir gelişme görülmemiştir. Kur’ân’a dayalı olarak ne laik ve demokratik bir sosyal düzen kurma, ne de toplumsal kalkınma mümkündür."""" birde su sözlere cevap vermek ıstıyorum.sadece su döneme bakarak yazılmıs sozler oldugu acık. pekı selcukluyu osmanlıyı fatıhlerı selahhattın eyyubileri yavuzları tarık bın zıyadları nereye koyacaksınız?sadece osmanlı tarıhıne bı baktıgımızda bıle sosyal hayatın cok cok ılerıde oldugunu gorursunuz.adalet ekonomı guven ortamı ozgurklukler..sımdı sen laiksinde ne oluyo acaba. basortulu bırını unıversıteye sokmayarak mı ozgur oluyosun.sen derken yanlıs anlama genel hıtap bu. hz ömere bı bak.fethettıgı yerdekı kılısede namaz kılmasını teklıf edıyolar hrıstıyanlar. madem dınınız hosgoru dını bunu yapın dıyor.hz omerın cevaba bak..bunu yaparsam eger muslumanlar burayı camıye cevırmek ısteyebılır sızın kılısenızı elınızden almak ısteyebılır.bunu yapmayacagım dıyor. al sana hosgoru al sana ozgurluk al sana demokratık hak. sımdıkı ıslam devletlerıne bakıpta ıslamı yorumlama.. onlar dınlerınden kaymıs.ıslam gerıcı dını degıldır. ilim çindede olsa gıdın alın.ilim farzdır kadın erkek ılım farzdır dıyor peygamber efendımız.farz bak farz.ne demek bılıyomusun anlamını? yapmazsan hesaba cekılırsın ..ıster yap ıster yapma degıl.. ibni sınaları ibni haldunları atamazsın kenara. ben ataturkcu bı ınsanım aynı zamanda. su ornegı verecem. ataturkculuk adı altında yapılan seyler var ulkemızde degılmı? ne kadar yanlıs.ataturku kullanan kesımler var. e sımdı kalkıp ataturku mu suclayacaz burda.. sonradan bozmuslarsa saptırmıslarsa hakkıyla yasanmıyosa ataturk mu sucludur. velhasıl sımdıkı arabıstana fılıstıne bakıpta ıslamı yorumlama.araplar zaten her donem sapkın mıllet oldular. olmasalar onlarca peygamber gelmezdı onlara. petrol cıkar bunlar yer.ne bılımı ne ılerlemesı ne bıseyı.. kendılerı kadınlarla duısup kalkarlar sonrada bı kadın bası acıldı dıye yuzune kezzap atarlar.bumudur ıslam. merak etme..bunlarında hesabı sorulacak onlara. onların petrolude altından yapılmıs tuvalet fırcalarıda paralarıda onları kurtarmayacak. sızlere kotu ornek oldukları ıcın onların halı beter harap..sizler kendı aklınızı kullanın..kötü örnek örnek degıldır...
YanıtlaSilkendi kafama göre mantık yürütmüşüm.aslında kelimelerin anlamlarıyla ilişkili sorunlar yaşayanlar kuranı anlamıyor,yanlış anladığı için inkar etmeyi tercih ediyor.yukardaki yazdıklarımdan sonra iyi bir araştırma yaptım ve çok tutarlı cevaplar buldum.benim için iyi zihin ve hayalgücü cimnastiği oldu.yazdıklarımı okuyunca yer yer güldüm ama inanç böyle bir şey işte cevap bulmak için debeleniyorsunuz ama ilimsiz debelenmek cevaplarınızı biraz kof ve bazen komik yapabilir..
YanıtlaSilPicassoserdar bey, keske bulduklarinizi bizimle paylasmis olsaydiniz, faydalanacagimizdan eminim, merakla bekliyorum.. Kalp duygular söz konusu oldugunda akla gelen ilk organdir, Kur`aninda sadece bilim adamlarina degil, sadece bügüne degil tüm insanliga geldigi göz önüne alinirsa, tabiki o dönemde insanlara cok abes gelecek birseyden acikca bahsetmesi söz konusu olamaz. Tipki gögü tutmasini,her gezegenin bir cekim alani oldugunu ve gök taslarinin bu cekim alanlarindan ciksalar nasil bombalar gibi dünyaya düseceginden bahsetmeyecegi gibi, bunu edebi bir dille anlatmis ve biz gögü tutuyoruz demistir. ancak simdi simdi ayetin icerdigi bilimsel gercekler anlasilabiliyor.. Eminim bilim adamlari diger konularada gayet aciklayici cevaplar vereceklerdir, canlilarin, mesela bitkilerin bile cift yaradildiginin henüz yüz sene evvel bulundugu gibi. Ayetlerin bilimsel aciklanamamasi onlarin bilim disi oldugunun kaniti degil, aksine Kur ànin kiyamete kadar gecerliliginin delilidir, sadece bilim, ayetlerin bilimselligini ispatlayacak seviyede degildir.. Bu arada inananlar inanmak icin ayetin bilimselligine ihtiyac duymazlar, cünkü onlar kalpleriyle yaradana baglanirlar, ayetlerin bilimselligi onun yaninda sadece bonus.. Rabbim gönül gözlerimizin acilmasini nasib etsin..
YanıtlaSilSizler! Hiç bir şeye inanmıyoruz diyiyorsunuz. Allahın olamadığını inanmakata bir inanç şeklidir. Sizler Ateism dinin mesuplarınız. Yani ŞEytanlaşmış kişilersiniz.Siz Kuranı Yorumluyamazsınız.Buna gücünüz yetmez. Ben Elimle koca bir taşı tuttum kaldırdım .Taş yerden kalktı. Peki Yer çekimi veya yıldızlar arasındaki çekim kuvveti nasıl var. Hangi kuvvet dünyanın güneşe yaklaşmamasını yada uzaklaşmamasını sağalıyor. Bu kuvvetle nasıl oluştu tesadüfen .Her şey tesadüfen öylemi.Öylese tesadüfen bu kuvvetler neden ayrılmıyor.Bir duman gibi ucup gitmiyoruz. Ayna iki yüzlüdür bir tarafında kendimizi diğer tarafta ise karanlığı görürüz. ÇAmur atmak basit izahı ise zordur.PEki sizler bu olayları nasıl çözdünüz.Dünya nasıl böyle hangi kuvvetle ve bu kuvveti nerden alıyor.Yada tesadüfen bizi bir kuvvet neden güneşten ayırmıyor. Niye hep tesadüfler iyi yönde oluyor.Bazen kafamıza yukarıdan kuş pisliği düştüğü gibi bunu yıkayan yamur damlalarıda düşüyor. Tesadüfler iki yönlü olmalı faydalı ve zararlı.Neden bukadar tesadüf arasında zararlı bir şey yok . Siz bunu nasıl çözdünüz. Bu yolu nasıl buldunuz.Ben yanlışsam sizin yolunuza gireyim .Eğer ben doğruysam sizler benim yoluma girecekmisiniz? Allah sizlere hidayet eylesin.Yolunuzu nasıl buldunuz.Bunu bana izah ederseniz, En azından haklı bir tarafınız olabilir diyeceğim yoksa.Sizler için kalbim sürekli ağlıyacak.Çünkü Bütün canlıların dostu olan Allaha büyük haksızlık ediyorsuz. Bilim olan şeyleri keşfeder. Allah ise olamayan şeyleri yoktan var eder. Evrenin Sırı Çözüldü.Kusura Bakmayın sizin bundan haberiniz yok .YARATICININ YARATILAMYA İHTİYACI YOKTUR. Tövbe Haşa Allahı kim yarattı demek .Cevap olarak karşısında bu 4 kelimeyi bulur. Bu ne felse nede sihir nede yalandır. Siz soramazsınız.Sizi yaratana acaba Seni kim yarattı demeye.Bu şuna benzer. Denize, ya deniz bu bir damla suyu nerden buldun demek gibisir. Oda sana derki .Bende milyonlarcı varki neden arayıpta bulayım der. 2+2=4 .Bu böyledir.1+1+1+1= 4 buda dörttür.
YanıtlaSilHer şeyi bilen ve gören yüce Allah, bu ayetlerle nasıl oluyorda ateistlere böyle fırsatlar veriyor anlamıyorum. Keşke bütün dünya için gelen Kuran'da orta doğu dışındaki canlılardan da bahsetseydi de ateistler bu yargılarda bulunamasaydı.
YanıtlaSilmülk suresinde söylenen yıldızların şeytana atılması olayı yıldızlardan kopan ateş parçalarının atılacağı anlamında kullandığını birçok yerde görüyoruz. olay biraz sizin nasıl bakmak istediğinizle alakalı zaten herşey bu kadar sarih açık hiç şüpheye meydan vermeyecek kadar ortada olsaydı inançsız insan kalmazdı.
YanıtlaSilKALBİN BEYİN FONKSİYONLARINA SAHİP OLDUĞU BİLİNMEMESİ:::
YanıtlaSil-Öncelikle böyle şeylerden hiç anlamam.16 yaşında bir öğrenciyim.Ama Ku'ran okurken şu ayetlerde benim dikkatimi çekti.Bunlarında açıklanmasını isterim.
-İnsanlardan bir kısım beyinsizler: Yönelmekte oldukları kıblelerinden onları çeviren nedir?(Bakara 142. ayet)
-Kendilerine, 'Şu halkın inandığı gibi inanın,' denildiğinde, 'Beyinsizlerin inandığı gibi mi inanacağız,' derler.Gerçek beyinsizler onlardır; fakat bilmezler.(Bakara 13. ayet)
-Zaten kalp hissiyatı-vicdanı ve akıl beyni temsil eder.Karşınıza sevdiğiniz bir kız çıkınca onun sevdiğiniz bir kız olduğunu hatırlatan beyindir.Ancak bunun manevi boyutunu kalp üsteleniyor.Heyecanlanlandığınız anda şiddetli biçimde çarpan ve yüzünüzü heyecandan kıpkırmızı yapan kalptir.Zaten öyle değilmi Ku'ran Arapça bir yazıdan ibaret değildir.Cebrail Aleyhisselam'ın getirdiği bir ilhamıdır.
Yazıda kullanılan bilim dışı örneklerden bazılarının zorlama ve yoruma açık olması, yukarıda yorum yapan şakirtlere fırsat vermiş.
YanıtlaSilama bütün sayfa içerisinde en güzel cevabı yine yorum yapan müslüman kendi kendine vermiş : " ama inanç böyle bir şey işte cevap bulmak için debeleniyorsunuz "
evet, cevap bulabilmek için debeleniyorsunuz. ama ne kadar debelenseniz de nafile...
zaman ilerledikçe, bilim geliştikçe, yeni gelen nesiller iletişimin gücüyle bilgiye ulaşıp akıllarını kullanmaya başladıkça, bu batıl hurafe kitaplar, tarihteki tozlu raflarına kaldırılacaklar...
hırsızlık yaptığı için el kesilmesini, zina yapanın taşlanarak öldürülmesini yada en azından sopayla dövülmesini emreden bir din, ilahi, kutsal bir din olamaz. olsa olsa, şeytanın dini olabilir.
:))).arkadaşlar sıkıntı allaha inanıp inanmamak değil.siz bu tavrı allah inancı olan yahudilerede sergiliyorsunuz.allahın önceden indirdiği kitabı kabul ediyor ama ona inananlara korkunç bir düşmanlık besliyorsunuz.siz allaha değil muhammede inanıyorsunuz.yukarda yazılmış kur an ın mucuzesi denilen şeyler zaten binlerce yıl önce biliniyordu.kur an dan önce başka anlatım şekilleriyle zaten söylenen şeyler.nasıl bu kadar saf olabiliyorsunuz.benmi?ben yüce yaratanın var olduğuna inanıyorum.ama ne kur an,ne tevrat,nede incile inanıyorum.bana ne diyiceksiniz bakalım.ben inanıyorum ama böyle düşünüyorum.ben söyleyim!...banada karşı çıkacaksınız.çünkü siz her ne kadar allahçı görünsenizde sizin allahınız muhammed tir.kur an o zamana kadar zaten bilinen şeylerin derlemesidir.
YanıtlaSilYATAGINDA KARININ BAŞKASIYLA YATTIGINI GORSEN SEVINIRMISIN YOKSA ONU OLDURMEKMI ISTERSIN. OLDURMWK ISTERIM DEME SAKIN CUNKU SEYTANIN DININE GIRMIS OLURSUN:)))
YanıtlaSilulan bu ne ya ateist bir sitede bu kadar dincinin ne işi var tüm yorumları tarikatçılar yazmış resmen.adamlar maaşlı eleman sanki ulan neyi savunuyorsunuz siz kuran ortada dünyanın battığı yeri parelel ve meridyenlere göre tarif etmiş gidip güneşin battığı yerde yaşayın ya.muhammet ''inekleriniz insanların bulunduğu yere pislemesin'' deseydi siz onuda bak adam yıllar önce nereden bilsin inek dışkısının atmosfere aşırı zarar verdiğini derdiniz be. insanlığınızdan utanın be bilimsel gerçekleri bile kurandaki saçma cümlelerle bağdaştırmaya çalışıyorsunuz. yorum yazan vatandaşlar kuranı okumanızı tavsiye ederim dünyadan bi haber yazılmış bir kitap kendinizi kandırmayın cennete gidecem diye
YanıtlaSilyavuzx soruyor
YanıtlaSilevet zaman ne zaman başladı yorumlarınıza göre tartışalım
"Ancak bir kitabın Allah tarafından gönderildiği iddia edildiğinde, içindeki bilimsel çelişkiler normal karşılanamaz. Böyle bir iddiaya karşın bilimsel konularda tüm yazılanların doğru olması gerekir"
YanıtlaSilArkadaşım ilk paragrafındaki ifadenden dolayı kendinle çelişiyorsun. Yukarıdaki yazıyla Allah'ın gücünü, büyüklüğünü ve varlığını kabul etmiş oluyorsun. Bu ne perhiz,bu ne lahana turşusu...
ben herkese bakıyorum ve eskiden koyu bir islamcı ama şimdi bir tarafsızım eğer inanacak bir durum olursa inanırım ama yok o yüzden inancınız a saygılar ama iyi araştırın bence
YanıtlaSilSizi gidi mubarek muminler sizi
YanıtlaSilBu dunyada sizin ,ahiretide istiyorsunuz.Hep ver Allah'im diyorsunuz.Su dunyayi bize birakin ahiret sizin olsun.Siz mal biriktirmeyin,iyi bineklere ,guzel kizlara binmeyin!NAmaz kilin,oruc tutun,zekat verin ,dervis olun.Sonra Islam'i savunmaya kalkin.Sizi mubarek mu,imler sizi.
YanıtlaSilBende eski bir saf olarak yaziyorum;
YanıtlaSilHz Muhammed'in dedesinin, Ibrahim dinine mensup oldugu Din Kulturu kitaplarinda yaziliydi. Yani bu ailede Yahudilik var.Kuran'da yahudi ogretinin kopyasi.
Islamiyet Araplarin etkinlik ve isgal poltikasinda kullandiklari arac.Yahudilere gore Ibrahim oglu ishaki kurban etmek istemis,Islamiyete gore ise Ismail'i neden?Araplar Ismail soyundan geliyorda ondan.!!!!Biz Turkler de saf saf her soylenene inanmisiz.