03 Temmuz 2010

Fil Suresi Masalı

Kur'ân'in 105ci sûresi “el-Fîl” basligini tasir. Bu basligi tasimasinin nedeni, Mekke'yi ele geçirip Kâ'be'yi yikmak ve hiristiyanligi Arabistanda yaymak isteyen Habes'li Ebrehe'nin fil'lerden olusan ordusunun, Tanri tarafindan helâk edilmesiyle ilgili âyet'leri kapsamasindandir. Bu âyet'ler söyle: “1) Rabbin fil sahiplerine neler etti, görmedin mi? 2) Onlarin kötü planlarini bosa çikarmadi mi? 3) Onlarin üstüne ebâbil kuslarini gönderdi. 4) O kuslar, onlarin üzerlerine piskin tugladan yapilmis taslar atiyorlardi. 5) Böylece Allah onlari yenilip çignenmis ekine çevirdi” (K. 105, Fil, 1-5)

Kuskusuz ki sadece bu âyet'leri okumakla fil masalinin ne oldugunu anlamaga imkân yok. Basta Beyzavî, Zemâkserî, Celâlledin, ve Abulfida gibi ünlüler olmak üzere yorumcularin açiklamalarindan, ve diger kaynaklardaki bilgilerden çikarilabilecek sonuç su ki Tanri, Yahudileri Yemen'de Habesli Hiristiyan'lara yenik düsürtmüs, ve fakat sonra Hiristiyan'larin Mekke'yi alip Kâ'be'yi yikmak ve hiristiyanligi Arabistan'da yaymak istediklerini anlayinca, bu kez Ebrehe'nin komutasindaki habes ordusunu yok edip Muhammed'in gelisini ve Islâm'in yerlesmesini saglamak istemistir.

Fil olayi'nin İslâm kaynaklarina göre olusumu söyle:
Daha önce Arabistan'in Yemen bölgesinde yasamakta iken Afrika'ya geçmis bir toplum olan Habes'liler hiristiyan idiler. Terkettikleri yerlere, Himyer hükümdarligi egemen olmustu. Fakat Milâdî besinci yüzyil'da Habesliler Yemen'e geri dönmege baslarlar ve yavas yavas güçlenmekle orayi ele geçirirler. Ancak Himyerî reis'lerinden Zû Nuvâs Habeslilere karsi ayaklanir ve egemenligini kurar.

Zû Nuvâs yahudiligi kabul etmis bulundugundan hiristiyanlara karsi zulüm siyâsetine basvurur, ve örnegin Necrân hiristiyanlarina eziyet eder. Hiristiyanlarin zülmedilmesine göz yummak istemeyen Bizans Imparatorlugu'nun yardimlariyle Habes hükümdarlari, Miladin 526.ci yilinda, Yahudi'leri yenerek Yemen'i ele geçirirler. Bunun böyle olmasini yine Tanri istemis olmalidir, çünkü Tanri Isa'yi göndermekle hiristiyanlari, Yahudilere nazaran “daha yüksek bir din seviyesinde” kilmistir! Yemen'in hiristiyan egemenligi altina girmesinden az zaman, Ebrahe (“Abraha”, ki habesce “Ibrahim” demektir), “Al-Asram” lakabiyle habesistan valisi olarak Yemen'in yönetimini ele alir.

Fakat Ebrehe, hiristiyanligi yaymak ve Mekke'yi fethedip Kâ'be'yi yikmak ve bütün Arabistan'i ele geçirmek amacindadir. Hattâ bu maksatla San'a mevkiinde büyük bir kilise yaptirtmis ve Araplarin bu kilisede ibâdet etmelerini saglamak istemistir. Amacini gerçeklestirmek üzere fil'lerle güçlendirdigi ordusunun basina geçerek Mekke üzerine yürür. Bu güce karsi Mekke'lilerin yapabilecekleri bir sey yoktur. Ancak ne var ki Ebrehe'nin bindigi fil, Mekke'ye yaklasildikta yürümek istemez, yere çöküp bekler.

Çünkü güyâ Mekkeli'lerden Nufeyl b. Habib adindaki bir Arap, kimselerin farkina varamayacagi bir sekilde fil'in yanina gelerek kulagina “Burasi kutsal bir topraktir, yere çök ve ilerleme” diye fisildamistir. Muhtemelen bunu yaptiran Tanri'dir, çünkü Tanri, Mekke'nin ve özellikle Kâ'be'nin Ebrehe tarafindan ele geçirilmesini önlemek istemistir. Fakat Tanri bununla kalmaz, ayrica kuslarini gönderir ve kuslar “piskin tugladan yapilmis taslar” atarak Ebrehe'nin ordusunu yerle bir ederler. Bu olduktan sonra Tanri bir de sel felâketi yaratir ki, hem ölenlerin vucudlarini ve hem de henüz ölmemis olanlari yok etmege yeter.

Çünkü her seyi önceden bilen ve düzenleyen Tanri, Ebrehe'nin meraminin Kâ'be'yi yikip hiristiyanligi yaymak oldugunu görmüs ve onu “ilâhî bir mucize” ile yere vurmus, böylece Muhammed'in gelisini ve Islâm'in yerlesmesini saglamak istemistir. Bundan dolayidir ki Islâm yazarlari, Muhammed'in dogum tarihini Fil olayina göre hesaplarlar: güyâ Muhammed fil olayindan iki ay sonra dünyâya gözlerini açmis ve bu tarihten kirk yil sonra Islâm'i yerlestirmege baslamistir 13.

Masal olmaktan ileri geçmeyen fil olayi ile ilgili sûre'nin Kur'ân'in ilk nüshasinda bulunmayip Osman zamaninda hazirlanan nüsha'da yer aldigi, bu itibarla Muhammed tarafindan bildirilmis olmasinin belli bulunmadigi söylenir.


1 Beyzavî gibi kaynaklarin bildirmesine göre güyâ bu sekilde konusan kisilerin evleri bir kaç gün sonra hizmetçialri tarafindan yakilmistir. Bkz. G. Sale, age. sh.107, not. 2
2 Diyânet Vakfi çevirisi, Mâide 69 âyeti'nin ayorumuna bakiniz,
3 Sahih-i Buharî Muhtasari..., (Diyânet Islr. Bask. yayinlari, Cilty VIII, sh. 451)
4 Taberî, Milletler ve Hükümdarlar Tarihi..., (Millî Egitim Bakanligi yayinlari, Ankara 1966, cilt II, sh. 787-8)
5 (Tafsir al-Tabarî, ve Tafsir al-Kurtubî gibi kaynaklarda yer alan bu rivâyet için Ahmet Suphi Firat'in Islâm Ansiklopedisi'ndeki “Uzeyr” sözcügüne bakiniz.
6 ibid.
7 G. Sale, age , sh. 244, not.1-2
8 Bkz. Diyânet Baskanligi çevirisinde, En'âm sûresi'nin 159.cu âyeti'nin açiklanmasi.
9 Ayricada, hiç kimsenin çiplak olarak Kâ'beyi ziyâret edemeyecegi, ve müsrik kabileler tarafindan bozulmamis andlasmalarin andlasma suresinin sonuna kadar yürürlükte kalacagi açiklanmistir. (Bu konuda Diyânet Vakfi'nin Tevbe sûresi ile ilgili açiklamasina bakiniz)
10 Bu hadîs'ler için Buharî'nin Kitab'ur-Rikâk, ve Müslim'in Kitab'ul-Iman, ve yine Müslim'in Kitab'ut- Tevbe adli yapitlarina bkz. Ayrica bkz. Imam Nevevî'nin Riyâz'üs Sâlihîn Tercümesi, (Merve yayinalri, Istanbul 1992, Cilt I. sh. 395)
11 Bu konuda bkz. G. Sale, age, sh. 431, Not. 3)
12 Diyânet Vakfi, age, sh. 572.
13
Bu konuda benim “Seriât'tan Kissa'lar” adli kitabima bakiniz (Kaynak yayinlari, Istanbul, 1996, sh. 56)