23 Şubat 2007

Kuran; Tevrat'ın Kötü Kopyası

(1)


Bazıları Kuran ve Tevrat'ın Allah'ın kitapları olduğunu, dolayısıyla aynı şeylerden bahsetmiş olmalarının doğal olduğunu söyleyeceklerdir. Varsalalım böyledir, peki neden anlatımlar çelişkilidir? Hristiyanlık uzmanı(?) bir dostun söylediği gibi; Kuran Tevrat'ın çelişkilerini mi düzeltmektedir, yoksa Muhammed olayları aklında kaldığı kadarı ile yarım yamalak mı aktarmıştır?

Tevrat'tan yapılan kopyalar, Kuran'a çoklukla orjinal hikayeden farklı ve eksik alınmışlardır. Bu yazımızda, bu tür eksik ve farklı yanları, bir kaç örnekle birlikte göstermeye çalışacağız.


Tevrat, Çıkış-14/21 'Ve Musa deniz üzerine elini uzattı ve Rab bütün gece kuvvetli şark yeli ile denizi ve denizi kara etti ve sular yarıldı...'

Kuran,

Şuara-63 'Bunun üzerine Musa'ya: Asan ile denize vur diye vahyettik. (Vurunca deniz) derhal yarıldı (oniki yol açıldı) her bölük koca bir dağ gibi oldu.'

Tevrat, Musa'nın bir illizyonist gibi elini denize uzattığını, denizin yarılarak kara olduğunu söylüyor. Peki Kuran 'asa ile denize vurma' hikayesini nereden çıkartıyor? İşin aslını Tevrat'tan daha mı iyi biliyor? Gerçekte Allah 'asan ile denize vur' diye vahyetti, fakat Musa bu vahiy'e uymayip eli ile hareket mi çekti? Yoksa Hristiyanlik uzmanı dost'un söylediği gibi, Kuran Tevrat'ın çelişkilerini mi düzeltiyor?


Sad-21 '(Ey Muhammed!), Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mabedin duvarına tırmanmışlardı.'

Sad-22 'Davud'un yanına girmişlerdi de Davud onlardan korkmuştu. "Korkma! Biz birbirine hasım iki davacıyız, aramızda adaletle hükmet, haksızlık etme; bize doğru yolu göster" dediler.'

Sad-23 '(Onlardan biri şöyle dedi:) Bu, kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Böyle iken "Onu da bana ver" dedi ve tartışmada beni yendi.'

Sad-24 'Davud: Andolsun ki, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu, birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. Yalnız iman edip de iyi işler yapanlar müstesna. Bunlar da ne kadar az! dedi. Davud, kendisini denediğimizi sandı ve Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapandı, tevbe edip Allah'a yöneldi.'

Sad-25 'Sonra bu tutumundan dolayı onu bağışladık. Kuşkusuz yanımızda onun yüksek bir makamı ve güzel bir geleceği vardır.'

Sad-26 'Ey Davud! Biz seni yeryüzünde halife yaptık. O halde insanlar arasında adaletle hükmet. Heva ve hevese uyma, sonra bu seni Allah'ın yolundan saptırır. Doğrusu Allah'ın yolundan sapanlara, hesap gününü unutmalarına karşılık çetin bir azap vardır.'

Sad Sure'si içinde 6 Ayet tutan bu kıssa ile ilgili başka açıklama bulunmamaktadır. Açıklamalar tefsirler içindedir ve diğer Davut kıssaları da göz önüne alınarak açıklanmaya çalışılır. Fakat hiç kimse aslı Tevrat'ta olan hikayenin, Kuran tarafından çarpıtılarak verildiğinden söz etmez. Çünkü Davut ahlaksız bir peygamberdir. Muhtemelen "bu ne ahlaksız peygamber" denilmesi önlenmek için, masal farklı bir şekle getirilerek anlatılmıştır.

Sad-26'da kutsanarak 'peygamber' ilan edilen Davut'a 'heva ve hevese uyma' denilerek, hikayenin aslı hakkında minik de olsa ip ucu verilmektedir. Gerçekte ise Davut, 'heva ve hevesine' uymuştur.

Kuran'ın hikayesini değiştirerek çarpıttığı, gerçekte son derece ahlaksız ve karaktersiz olan Davut'un, asıl hikayesini Tevrat'tan okuyalım;

(Kısaltarak veriyorum.)

Sarayının çatısında oturan Davut, yakın çevredeki evlerin birinde çıplak olarak yıkanmakta olan bir kadın görür. Hemen adamlarını çağırır ve kadını yanına getirmelerini söyler. Getirilen kadınla 'yatan' Davut, kadına sahip olmak ister. Kadın Davut'un yakın arkadaşı Hitti Uriya'nın karısıdır ve adı Batşeba'dır. Kadın'a sahip olabilmek için Uriya'yı öldürtmekten başka çözüm bulamayan Davut, Uriyayı savaşa gönderir. Fakat adamlarına Uriya'yı savaşın en tehlikeli yerinde savaştırmalarını söyler. Uriya orada ölür ve Davut Uriya'nın karısı Batşeba'ya el koyar. (Unutmadan söyleyeyim, Davud'un Batşeba'dan önce tam '99 KARISI' vardır.)
(NOT: ayrıntılı bilgi içim Eski Ahit 2. Samuel Bap-11'e bakınız.)
Kuran'ın asıl hikayesini çarpıttığı(!), kendisine kitap verildiğini ve peygamber olduğunu söylediği Davut, işte bu Davut'tur.


(2)



Süleyman ve Sebe Melikesi...

Neml-16-17-18-19 ''Süleyman Davud'a mirasçı oldu. Dedi ki : ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi. Bize her şeye ait bilgi verildi. Gerçekten bu apaçık bir lütufdur. Süleyman'ın cinlerden, insanlardan ve kuşlardan kurulu ordusu toplandı. Hepsi topluca gidiyorlardı. Nihayet karıncaların bulunduğu vadiye geldiklerinde bir karınca: ''Ey karıncalar! yuvalarınıza girin. Süleyman ordusu bilmeden sizi çiğnemesin'' dedi. Süleyman onun bu sözünü duyunca hafifçe güldü ve''rabbim'' dedi. Bana, anama ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın iyi şeyleri yapmakta beni muaffak et...''

Neml-20-21-22 ''Süleyman kuşları araştırarak: Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplarda mı? 'Bana neden bulunmadığının sebebini bildiren bir delil getirmelidir. Yoksa onu şiddetli bir azaba uğratır veyahut keserim.' dedi. Çok geçmeden hüdhüd geldi ve 'senin bilmediğin bir şeyi öğrendim ve Sebe'den doğru bir haberle sana geliyorum'.''

Daha sonra Hüdhüd kuşu Sebe Melikesinden bahseder, çok büyük tahtı olduğunu, gerek o gerekse onun milletinin Allah'ı bırakıp Güneş'e tapındıklarını, onların yoldan çıkmış olduklarını ve şeytana uymakta olduklarını söyler.

Neml-27-28 ''Süleyman dedi ki: Bakalım doğru mu söylüyorsun. Yoksa yalancılardanmısın? Şu mektubumu götür. Onu onlara ver. Sonra yana çekil. Bak bakalım ne cevap verecekler?''

Sonrasında Sebe Melikesi Hüdhüd'ün getirdiği mektubu okur, mektupta Süleyman; bana baş kaldırmayın teslim olun demiştir. Sebe melikesi ulularına danışır; durum budur der. Ulular ise 'biz güçlü ve savaşçı milletiz, emir senindir düşün karar ver' derler. Melike;

Neml-34-35 'Melike, 'hükümdarlar bir memlekete girdiler mi, orayı perişan ederler ve halkının ulularını hakir hale getirirler. Onlar da böyle yapacaklardır' dedi. Ben onlara bir hediye göndereyim de, bakalım elçiler ne ile dönecekler.'

Devamında Süleyman; 'onlar teslim olmadan kim bana Melike'nin tahtını getirebilir' der. Cinlerden biri (İfrit); ben getiririm der. Göz açıp kapayıncaya kadar İfrit tahtı Süleymana getirir. Süleyman 'Bu dedi, şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak üzere Rabbimin lutfundandır' (Neml-40) dedi. Daha sonra Süleyman Sebe Melikesinin getirilmesini söyler, bakalım tahtını tanıyacakmıdır? Melike'ye bu taht senin mi diye sorulur. O da; 'tıpkı o' der, sonrasinda ilave eder; 'bize daha önce bilgi verilmiş ve biz de Müslüman olmuştuk. Onu ise Allah'tan başka taptığı şeyler alıkoymuştu. Çünkü kendisi inkarcı bir kavimdendi. (Neml-42-43)

Neml-44 'Ona köşke gir dendi. Melike onu görünce derin bir su sandı ve eteğini yukarı çekti. Süleyman 'bu billurdan yapılmış seffaf bir zemindir dedi. Melike dedi ki: Rabbim! Ben gerçekten kendime yazık etmişim. Süleymanla beraber alemlerin rabbi olan Allah'a teslim oldum.'

(Bu hikaye ile ilgili pek çok soru alimlerin bile kafasını karıştırmaktadır. Örneğin; Kuşların ve karıncalarin dilini bilmenin pratikteki yararı nedir? Hüdhüd ne menem bir kuştur, ne ne iş yapar? Üzerinde oturulan taht, fark edilmeden nasıl çalınır? İslam'ın ortaya çıkmasına yüzlerce yıl varken nasıl Müslüman olunur? vs.)

Kuran'da anlatılan, yaklaşık 30 Ayet tutan karmaşık ve mantık yoksunu bu hikaye de Tevrat kaynaklıdır. Tevrat'ta konu daha yalın, daha makul ve daha kabul edilebilir şekilde anlatılmışken, Kuran'da konu neden akıl dışıdır bilinmez. Diğer taraftan Tevrat'ta anlatılan hikayenin, Kuran'da anlatılan hikaye ile hiç bir benzerliği bulunmamaktadır.

Filmlere ve kitaplara konu olup, dünya edebiyatına giren 'Süleyman ve Seba Melikesi' hikayesini aşağıda kısaca veriyorum;

(Tekmilini birden okumak isteyen Tevrat/I Krallar, Bap 10'a bakabilir.)

Seba kraliçesi, çok zeki ve akıllı olan Süleyman'ın ününü duymuştur. Onu görmek ve bulmacalarla denemek için Kudüs'e gitmeye karar verip yola çıkar. Beraberinde baharat, altın ve kıymetli taşlarla yüklü bir kervan ve çok sayıda insan bulunmaktadır. Kudüs'e ulaşır, Süleyman ile uzun konuşmalar yapar, soracağı bütün bilmece ve bulmacaları sorar. Sorduğu her şeye kusursuz cevaplar alan kraliçe, Süleyman'ın her şeyine (yaşayışına, sarayına, yakışıklılığına vs.) hayran olur ve; 'buraya gelmeden önce hakkında duyduğum şeylerin doğru olduğuna, gelip görene kadar inanmamıştım. Fakat bana bildirilenler gerçeğin yarısı bile değilmiş. Senin halin anlatılanlardan çok daha üstünmüş, seni İsrail tahtına koymak için senden razı olan Rab mübarek olsun.' der. Sonrasında yanında getirdiği hediyeleri Süleyman'a verir. Süleyman'da ona bir takım hediyeler verir ve Seba kraliçesi adamlarıyla birlikte yola çıkar ve memleketine döner.

Tevrat'ın anlattığı hikaye bu iken, Kuran bambaşka ve alakasız bir hikaye anlatır. Acaba Muhammed, Tevrat'tan 'Seba Melikesi ile Süleyman' isimlerini beraberce duymuş, fakat hikayenin aslını bilmiyor, hikayenin aslını bilmediğinden mevzu yoklugunda yeni bir hikaye uydurmuş olabilir mi??

(NOT: Yaklaşık 700 karısı olduğu rivayet edilen Süleyman da oldukça ahlaksız ve karaktersizdir. 'Armut dibine düşer' derler ya; Süleyman'ın babası DAVUT'tur...)



(3)



Bakara Sure'sinde 3 Ayet ile anlatılan, Talut ve Calud kıssası bulunmaktadır;

Bakara-249. 'Talut askerlerle beraber (cihad için) ayrılınca: Biliniz ki Allah sizi bir ırmakla imtihan edecek. Kim ondan içerse benden değildir. Eliyle bir avuç içen müstesna kim ondan içmezse bendendir, dedi. İçlerinden pek azı müstesna hepsi ırmaktan içtiler. Talut ve iman edenler beraberce ırmağı geçince: Bugün bizim Calut'a ve askerlerine karşı koyacak hiç gücümüz yoktur, dediler. Allah'ın huzuruna varacaklarına inananlar: Nice az sayıda bir birlik Allah'ın izniyle çok sayıdaki birliği yenmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir, dediler.'

Bakara-250. 'Calut ve askerleriyle savaşa tutuştuklarında: Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır. Bize cesaret ver ki tutunalım. Kafir kavme karşı bize yardım et, dediler.'

Bakara-251. 'Sonunda Allah'ın izniyle onları yendiler. Davud da Calut'u öldürdü. Allah ona (Davud'a) hükümdarlık ve hikmet verdi, dilediği ilimlerden ona öğretti. Eğer Allah'ın insanlardan bir kısmının kötülüğünü diğerleriyle savması olmasaydı elbette yeryüzü altüst olurdu. Lakin Allah bütün insanlığa karşı lutuf ve kerem sahibidir.'

Tam olarak anlaşılamayan bu kıssa, insanın aklına bir sürü soru getiriyor. Talut ve Calud kimdir? Neden savaşmışlardır? Irmaktan su içen insanlar neden imtihan edilmişlerdir? İmtihan sonunda ne olmuştur? Mevzu Talud ve Calud iken, Davut nasıl, nereden ortaya çıkmıştır? Vs. Vs. Kuran her zamanki keyfiliği ile, aniden anlatıp bitirdiği bu hikaye hakkında hiç bir açıklama yapmamaktadır. Olayın aslı ile ilgili bilgi Tevrat kurcalandığında bulunmaktadır. Tevrat ayrıntı vermekte Kuran kadar cimri değildir ve bir çok konu ayrıntılı olarak Tevrat'tan öğrenilmektedir.

(İnsan'ın aklına; o dönem Muhammed inanırlarının, aynen İsevi'ler gibi Tevrat'ı bildikleri, kendi kitaplarını okurken Tevrat'ı bir başvuru kitabı olarak kullandıkları geliyor. 'Hatırladınız mı' diye başlayan Ayet'ler göz önüne alındığında, Tevrat'tan yarım yamalak alınan kıssa'ların, o dönem inanırlarının gerçekte hikayenin tamamını biliyor oldukları gibi bir izlenim yaratıyor.)

Herneyse, yukarıdaki başı sonu belli olmayan kıssa'yı asıl kaynağından ögrenmeye çalışalım;

(Uzun olan hikayeyi kısaltarak vereceğim, tamamını merak edenler Hakimler bap-6-7'den okuyabilirler.)

İsrailoğulları Tanrı'nın istemediği şeyleri yaptıkları için, Tanrı tarafından ceza olarak Midyani'lerin egemenliği altına sokulmuşlardır. Uzun yıllar eziyet çeken İsrailoğulları, Tanrıya şikayet edip kendilerini kurtarmasını isterler. Tanrı bu yakarışları haklı bulup, İsrailoğulları'na bir peygamber vermeye karar verir. Peygamber olarak Cad'ı (Gideon) seçer, ve 'Rab seninledir, bu kuvvet ile git İsrail'i Midyan'ın elinden kurtar' der. Cad, 'ne ile kurtaracağım, elimde hiç bir şey yok' deyince Rab, 'mutlaka seninle olacağım ve Midyanileri vuracaksın' der.

Cad kavminden cok kalabalık bir ordu toplar. Fakat Tanrı toplanan ordu savaşı kazandığında, bunu kendilerinin başardığını sanacağını ve kendisine minnet duyulmayacağını, hatta kibirle bu işi kendilerinin becerdiklerini soyleyeceklerini düşündüğünden Cad'a, 'Kavmine söyle, kim korkuyorsa geri dönsün de' der. Otuziki bin kişilik ordunun yirmiiki bini döner ve geriye on bin kişi kalır. Fakat Tanrı bunu da çok bulur ve hala İsrailoğullarının savaşı, Tanrı'nın yardımı olmadan kendilerinin kazandığını söyleyeceklerini düşündüğünden, 'Kavminin sayısı yine fazladır, onları suya indir ve ben onları deneyeceğim. Seninle beraber gidecek dediğim adam seninle gidecek, seninle gitmeyecek dediğim adam seninle gitmeyecek.' der.

Cad adamlarını suya indirir, Tanrı, 'Köpeğin diliyle içtiği gibi su içen her adamı ayrı, ve su içmek için dizlerinin üzerine çöken her adamı da ayrı koyacaksın.' der. Dilleriyle su içenler bir kenara ayrılır, bunların sayisi üçyüzdür. Diğerleri de geri gonderilir. Tanrı, 'diliyle su içen üçyüz kişi ile kurtaracağım' der. Sona kalan bu üçyüz kişi ile Cad düşmana saldırır, Tanrı'nın desteği ile Midyan ordusunu yener.

Gerçek hikaye budur ve görüldüğü gibi olayın kahramanı 'Talud' değil Cad yani Gideon'dur. Ayrıca olay Muhammed'in anlattığı gibi saçma sapan değil, iyi kötü kurgusu olan bir hikayedir. Muhammed bu hikayeyi son derece kısaltıp, kendi politikasına uydurmak için inanırlara bir vahiymiş gibi olarak aktarmıştır.

Burada diğer karmaşık konu ise Bakara-251'de söylendiği gibi, 'Davud'un Calud'u öldürmesidir'.
Tefsirlere baktığımızda karşımıza şu hikaye çıkıyor;

Bu savaş sırasında Davud 7-8 yaşlarındadır. Tanrı, Talut'a (Cad) Calut'un Davud tarafından öldürüleceğini söylemiş ve bu nedenle Talut Davud'u da yanında götürmüştür. Yolda giderlerken uç taş canlanıp konuşmaya başlamış ve Davud'a, 'Bizi al, Calut'u bizimle öldür' demişler. Davud taşları almış, savaş sırasında sapanı ile atmış ve Calut'u öldürmüştür.

Geçmişte Taberi'den aktardığım bir Hadis'de, Calut'un 500 batmanlık bir 'tolga' (NOT: 3.5 tondan fazla) taşıdığını yazmıştım. Şimdi düşünüyorum; 500 batmanlık bir tolga taşıyan azman (veya dev, veya...) bir adam, sapan ile atılan üç taş ile nasıl ölür? Mevzu İslam'a ait bir Hadis'te geçiyorsa, ölür...



(4)




Yahudilerin kitabından yarım yamalak alınmış bir masal daha...

Sebe-12 'Sabah gidişi bir aylık mesafe, akşam dönüşü yine bir aylık mesafe olan rüzgarı da Süleyman'a (onun emrine) verdik ve onun için erimiş bakırı kaynağından sel gibi akıttık. Rabbinin izniyle cinlerden bir kısmı, onun önünde çalışırdı. Onlardan kim emrimizden sapsa, ona alevli azabı tattırırdık.'

Sebe-13 'Onlar Süleyman'a kalelerden, heykellerden, havuzlar kadar (geniş) leğenlerden, sabit kazanlardan ne dilerse yaparlardı. Ey Davud ailesi! Şüukredin. Kullarımdan şükreden azdır!'

Sebe-14 'Süleyman'ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun öldüğünü, ancak deyneğini yiyen bir ağaç kurdu gösterdi. (Sonunda yere) yıkılınca anlaşıldı ki cinler gaybı bilselerdi, o küçük düşürücü azap içinde kalmazlardı.'

Pek anlaşılır olmayan bu hikayeden anlayabildiğimiz şu;

Süleyman bir şey(ler) yaptırıyor, Allah ise Süleyman'ın emrine cinlerle birlikte bir çok şey veriyor; ne işe yarayacağı bilinmeyen rüzgar, erimiş bakır ve kaytardıklarında alevler ile cezalandırılan cinden işçiler. Fakat Sebe-14'de olay karmaşıklaşıyor; Allah Süleyman'ın ölümüne karar veriyor fakat nedense cinlerin bilmesini istemiyor. Süleymanın deyneğini yiyen (Deynek muhtemelen Süleyman'a ait) oyun bozan ağaç kurdu, cin'lere Süleyman'ın öldüğünü söylüyor. Ve böylece, eğer cinler gaybı (geleceği) bilselerdi, o küçük düşürücü azap içinde kalmayacaklardı(?) sonucuna ulaşılıyor. Bu sonuca göre insanın aklına bir soru takılıyor; küçük düşürücü azap içinde kalmamak için, gaybı bilmek mi gerekiyor? Bu sadece cin'ler icin geçerli bir durum mu yoksa, insanlar için de geçerli mi? Bu noktada, Allah'ın dışında da gaybı bilmenin mümkün olduğu sonucu çıkarılabilir mi?

Her ne ise...

Bu karmaşık, ne olduğu pek anlaşılmayan kıssa'nın da aslı yine Tevrat'ta, fakat bazı değişikliklerle...

Bakalım;

(Tevrat'tan alıntıladığımız hikaye; Süleyman tarafından yaptırılan, içinde on emir'in bulunduğu kutsal sandığın saklandığı -ki bir zamanlar var olduğu kabul edilen bu kutsal sandık, dünya üzerinde izine rastlanamamış ve hiç bir zaman bulunamamıştır-, efsanevi Süleyman tapınağı ile ilgilidir. Bu tapınak bugün bulunmamaktadır, gerçekte mevcut olduğu bile tam olarak bilinmemekte ve geçmişte yapılan bazı savaşlar sonunda yıkıldığı söylenmektedir. Kudüs'te bulunan, geçmişi hakkında kesin bir bilgi bulunmayan meşhur ağlama duvarı'nın, efsanevi Süleyman tapınağının son kalıntıları olduğu iddia edilir...)

İrailoğullarının Mısır'dan çıkmalarının 480. yılında, krallığının dördüncü yılında Süleyman Tanrı adına bir mabet inşa ettirmeye basladı. Bu tapınağın inşası sırasında hiç gürültü yapılmıyordu. Yani ne bir çekiç, ne balyoz, ne balta ne de başka bir ses işitilmiyordu. Bu da bir TOPRAK KURDU'nun refakati sayesinde gerçekleşiyordu. Bu kurt çalışanlara taşların nasıl parçalanacağını ve sessizce nasıl taşınacağını gösteriyordu.

Hikaye uzun fakat çalışanların cin taifesinden olduğu söylenmediği gibi, Süleyman'ın öldüğü de zikredilmemektedir. Hatta tanrı Süleyman'a; 'Bu yaptığın eve gelince, eğer benim kanunlarımda yürürsen, o zaman baban Davud'a söylediğim sözleri seninle pekiştireceğim. Ve İsrailoğullarının ortasında oturacağım ve kavmim İsrail'i bırakmayacağım.' der. Ayrıca Kuran'da söylendiği gibi 'kurt', ağaç kurdu değil, bir toprak kurdu'dur.

Kısaca işin aslı Kuran'ın söylediği gibi değildir.



17 yorum:

  1. -Gerçekten yazık size..

    -Peki bu yazıları neden eklediniz, başkalarına da okutup onları da mı düşürmeye çalışayım diye mi? Bu size bir din midir?

    -Bu rahatlıkta Ateistim dersiniz tabi, dara düşünce de hemen Allah dersiniz, sıkıysa uçurumdan yuvarlanırken ateistim deyin veya ölüm sizi yakalamışken.

    -İslam söylediklerinizden veya alıntılarınızdan öylesine münezzeh(uzak)tir ki, bunu size kanıtlamaya çalışmak bile abes olur.

    -Siz ancak kendinizi ikna etmeye çalışıyorsunuz, kendinizi kandırıyorsunuz. Ayetleri kendinize göre yorumluyorsunuz..

    -Sana tavsiyem, çevrene bak en azından, yaratılışa bak, sonsuz güce bak, bu belki seni Allah'a yaklaştırır..

    -Tüm düşüncelerini bir süreliğine terk edip sadece yeryüzünde biraz gezip dolaş,Yaratılış sanatını gör, Allah'ın, gözünün önüne serdiği ayetlerini gör , bu sana yetebilir.

    -Allah sana ve senin gibilere doğru yolu gösterir inşallah. İnşallah, Hidayete erersiniz..

    -Aynı fikirle son nefesinizi vermeyin ne olur.

    YanıtlaSil
  2. bazu bilgiler yanlış verilmiş bunu kur-anı okuyarak düzeltmenizi tavsiye ederim

    YanıtlaSil
  3. davut ve süleyman peygambere ahlaksız karaktersiz demişsiniz haşa...siz karakterli olsanız milyonlarca insanın inandığı peygamberlere böyle hakaret etmezsiniz böyle düşünseniz bile...şimdi kim ahlaksız karaktersiz kim şerefsiz bidaha düşünün!!!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Milyonlarca insan annesinin dinine inanıyor nerden bilsin davut ve oglunun şerefsizligini :)

      Sil
  4. objektif olun.hristiyandan alıntı yapıyorsunuz,temel tezinizi bina ettiğiniz düşünce daha baştan sakat.islam hakkıında hakkaten ikinci el yerine neden önyargısız kendiniz tetkik edip kuranı anlamaya çalışmıyorsunuz.meal okuyun demem meallerin kuranı anlamada yetersiz olduğunu bende kabul ediyorum.önce peygamberimizin hayatını objektif olarak okuyun.yalan yanlış uydurma rivayetlere veya hadislere bakarak değil.kur an hakkında söylenecek en son söz kopya olduğudur.TEVRATTA FAİZ HARAMDIR KUR'an da haram kılmıştır.AMA TEVRAT YAHUDİ OLMAYANDAN ALABİLİRSİN DER.KURAN BU YASAĞI HERKES İÇİN GEÇERLİ KILMIŞTIR.BUGÜN İNSANLIĞIN BAŞINA BELA OLAN FAİZDEN KİMLERİN NEMALANDIĞI AÇIKTIR.SON OLARAK"GELİN KURANA HEM DÜNYANIZI HEMDE AHİRETİNİZİ CENNET EDİN"

    YanıtlaSil
  5. Bazı yorumcular, Kuran'ı ve İslamiyeti ön yargısız anlamaya çalışmamızı tavsiye ediyorlar.

    Ben de size aynı şeyi tavsiye ederim.
    Siz de bir kez, ön yargısız olarak düşünün bakalım. Kuran'ın ve diğer kitapların ne kadar tutarsızlıklarla dolu olduğunu araştırın, peygamberlerin bir din düzenbazı olduklarını düşünebiliriz mesela.

    Ayrıca milyonlarca insan bunlara inanıyor olmaları, bunların doğru olduğunu kanıtlamıyor. Milyarlarca insan, obsesyon derecesinde tarihte bir çok yanlış şeylere kaptırdılar kendilerini.

    Dünya değişiyor.... çok yönlü düşünün.
    Ben de Kuran'ı ve diğer kutsal kitapları okudum. Okumadan olmaz.

    Resoman

    YanıtlaSil
  6. insan neye inanacağını şaşırıyor merak edip araştırsan bir türlü.. körü körüne bağlanmak bir türlü. napsak?

    YanıtlaSil
  7. 1-size sorum dunya nın nasıl olustugu hala muamma sua an bing bang deneyleri yapılıyor cenevre de;neden..anlasılmazlığı bulabilmek için.
    2-kuran da bahsedilen nice sehirleri kavimlerı yok etmişizdir ders almazmısınız der.bu sehirler gunumuzde sular altında oldugu bılınıyor ınt.cok kaynagı var.ve fıravun curumemıs secde halındeki bedeni.
    3- sorarım size kuran sacma dıyorsunuz.kuranda sacma olan tek bir şeyi soyleyın.mantıksız..kuralsız..bilime dayanmayan..bize zararı olan sizin tarafa gececegım...
    4-sorarım size kuran bize ne der kötülük yapmayın..alkol almayın..zina yapmayın..zekat verin ki dunyada ac ve fakir insan kalmasın..namaz kılın..
    5-naamzda vucutta bılınen enerji noktalarına msj yapma rahatlama teknikleri yuzyıllar once asılanmıs bılınmezmi..
    6-namaz kılın ki dunyada bos zamanlarda yaptıklarınız işler olan fesatlık kan dökmek;hasız para mal edinmek ;çalmak;hayır olanınkıne de goz dikmek ki sen hakim misin.sorgusuz alacaksın.namz kıl ki hem ruhun hem de boyle hain karamsar gunah sevkinden sapasın.kuran da haram denılen yasak denilen kuralların aslında saglıga faydalı topluma faydalı yapılması kar deyin ispatlayın sızın tarafa gececegım.(namussuzum).
    7-soyleyın..kuranın nesi yanlıs yalan soyleme faiz yeme..zına yapma..eşit ol ..hırsızlık yapma ..çalma..kul hakkı yeme..muhtaç olana yardım et..evet bunu cogu kıtap der ama taraflı demektedir.kuran eşit tutmuştur.neden diğer 3 kitap ın hafızları gelişmemiştir.din kendi içlerinde 4-5 bölünmüştür.hepside birbirini suçlar birbirlerine düşmandırlar.
    8-neden tum kafırler islama karsıdır tarıh boyunca ezıyetler yapılmıştır..neden kendı kitaplarını korumayıp peygamberlere sahıp cıkmamıslardır gonderılen kıtapları değiştirmişlerdir.bunları soyleyın.soylediklerinizi ispat edin kanıtlayın.ben soylediklerimi size kanıtlarım.hatta sizin en yakın bır kutuphaneye gıtmeniz yeterli.
    8-isiam oku dıyor .ama en buyuk hatamız okumamak ilimle bilimle ugrasmamak .boyle konularda konusmak.turban ;sıyaset vs ugrasmak.bize bu yola surukleyen sıyonist ve kapitalist dusuncelere yardım etmek anlamına gelir .terör ;biyolojik hastalıklar;turk kurt ayrımı;din,laik polemikleri;çatışma ortamları;içimizdeki gayrı müslim ayrımları gibi oyunlara halen kanarız neden..kuran bize neler olacagını cok eskıden soylemiş.bunlar olmuş mu dur.(yuksek binalar;hastalıklar;2 buyuk kavm savasları;yahudilerin neden lanetlendıgı simdilerde anlaşılmazmıdır.)..
    9-kuran demezmi 7 kat gök vardır .ilimle uğrasıyorsunuz bilirsiniz siz bunları.
    10- ezan sesı neden tum dunyada peş peşe nasıl bir matemetik bu.
    son olarak bir boya kalemi kendi kendine resim cizebilirmi.
    veya bir ressam yaptıgı resımde ..bunu gorenler bu tabloyu yapan (ressam)aslında tablodur diyebilirmi.
    veya gözle görülmeyen osijen; uzerimizdeki enerji ruh;hayal kimse gormuyor ama inanıyorlar yalanmıdır.
    ALLAH vardır.Allah herkesce gorulseydı sınavın ne anlamı kalırdı sizce.sınavlarda cevap kagıtları dagıtılırmı hiç.yok.dusunmek lazım.akılsız olmamak lazım.

    YanıtlaSil
  8. Kutsal kitaplar, peygamberler gerçekten komedi. Peygamberim diye onlarca, yüzlerce karı almak kadar kadınlığı aşağılayıcı bir olay olamaz. Halk efsaneleri, masallar ve söylenceler üzerine kurulu erkek egemen dinler. Yazılanlar o dönemin insanlarını etkilemiş olabilir ama günümüzde bu ilkel olaylara inananların olması biraz düşündürücü.

    YanıtlaSil
  9. Sevgili Eyüp. Çok başarılı tespitler.

    YanıtlaSil
  10. Tanrının kitaplarında (size göre) yalnışların olmaması gerekir, hani tanrının kitabı olduğu için herşeyin %100 uyuşması gerek,
    Hani bilimle ters düşmüyor ya kuran
    Bunlar olsaydı neden inanmayalım...
    - iki kardeşin cocukları sağlıklı olsaydı
    - Konuşan bir yılan olsaydı
    - Denizi yarma, göğe yükselme gibi mucizeler hakkında bilimsel deliller olsaydı
    - Canlı fosilleri birden ortaya cıksaydı (yani basitten gelişmişe değil)
    - Yok olan canlılar olmasaydı (allah neden yarattığını yok etsinki)
    - Kadınlardada çok eşlilik olsaydı
    - Din yüzünden milyarlarca insan ölmemiş olsaydı
    - Her insan (bir odada kendi kendine yetişmiş dahi olsa) allah inancını bilseydi
    - Uzaylılar olmasaydı (FBI resmi acıklama yapmasına rağmen türkiyede 1 Dk lık haber olarak geçti sadece)
    - Hastalıklar olmasaydı
    - Kuran mucizesi diye gecen 365 gün, petrol gibi konular binlerce yıl öncesinden bilinmiyor olsaydı
    - Fosiller ve gen benzerliği %100 örtüşmüyor olsaydı (buna yalan demeyin, deney farelerini ne diye kullanıyorlar sanıyorsunuz - şempazeler %98 benzediği halde çabuk üreyemedikleri için kullanılmıyor (uzaya 2 ayaklı olduğu için gönderilmediler...)
    - İnsandan başka varlıklar düşünemiyor olsaydı
    - Tanrının herşeyi bilipte (geleceği de dahil) bizi yaratmış olmasına kesin bir cevap olsaydı
    - İnanmayan kişiler kötü olsaydı (araştırma yaparsanız inananların daha cok ceza evlerinde olduklarını görebilirsiniz)
    - Akıllı tasarım olsaydı
    - ALLAHIN OLDUĞUNA DAİR BİLİMSEL BİR KANIT OLSAYDI...
    İŞTE OZAMAN İNANIRIM KENDİSİNE TAPMAMIZI İSTEYEN KÜÇÜK BİR ÇOÇUKTAN FARKSIZ ALLAHA...

    Araştıranlar bilir, bulamazlar olmayan birşeyi...

    YanıtlaSil
  11. Bir de şöyle düşünseniz ;
    Allah (veya Gott,God vs..yani herşeyi yaratan herhangi bir şey,güç...)ile dinler ( İslam,Hıristiyanlık,Yahudilik ve diğerleri)neden farklı şeyler olmasın ???
    Belki gerçekten bir veya birkaç yaratıcı var ve herşeye hakim ama kimseyi peygamber ilan edip insanlara bu kitapları göndermemiş, insanlar beyin yapıları ve bunun takibinde gerektiği üzere dinler yaratmışlar ve bu dinlerde de bir yaratıcı profili desıgn etmişler...Mümkün değil mi ??Bence mümkün!Kısaca; Allah herşeyi yaratmış,bizim (bu zeka ile ) anlayamayacağımız planları var.Biz ise nereden geldik,neden,nasıl,nereye gidiyoruz vs gibi soruları tatmin üzere dinler yaratmişiz ve bu dinlere sarılmak zorundayız.
    Bence, insanların ve diğer canlıların bir var olma sebebi var. Ama eğer bu sebep gerçekten dinlerdeki gibi '' en büyük sensin, diğerlerini alt et,öldür vs. ve kendi dinini dünyaya hakim kıl,sonunda sen cennete diğerleri cehenneme''ise bence hakikaten çok yazık olurdu.Tüm bu kreationun sebebi bu olamaz.Her inanana saygım var,özellikle müslüman arkadaşlara.Benim beynim ikna olmadı vesselam arkadaslar.Hepinizi yaradana emanet ediyorum.Çünkü O en güvenilendir...Dinleri onun fikri olmasa bile...

    YanıtlaSil
  12. çürük 1- Peygamberimizin yanında yahudi bir tevrat açıklayıcısı yani peygamberimize tevrat kursları veren bir yahudi yok idi.
    çürük 2- Peygamberimizin okuma yazması yok idi
    çürük 3- Anlatılan kıssaların farklılığı diye gösterdiklerinizde farklılıklar Süleyman As. Ve Davut As. şahsiyetleri etrafında yoğunlaşıyor. Buda bize Tevratı değiştirenler arasında Süleyman ve Davut Peygamberleri sevmeyen yahudiler olduğundan başka birşey göstermiyor. Zaten Kuran da yahudilerin her zaman zorla dinlerinde tutunabildiklerini ve peygamberlerini dahi çıkarları için öldürdüklerini açıkça bildirilir.
    Ben Kuran-ı Kerim'i de Tanah'ı da okudum.
    Tanah birileri tarafından aktarma olarak yazılmış ve yahudiler de bunu inkar etmiyor zaten oysa Kuran-ı Kerim Allah Kelamıdır.

    YanıtlaSil
  13. tevrat ve zebur saptırılıp değiştirilmeseydi,Kur'an niye gönderilirdi ki o zaman? hataları düzeltmeye çalışmak ne zamandan beri suç olmuş ki? siz hala başkalarını düzeltmekten acizken,kalkıp bir de akıl hocalığı mı yapıyorsunuz?

    YanıtlaSil
  14. Çok iyi bi çalışma olmuş bu yazıyı okuduktan sonra bu kainata vardım Kuran:Tevratın kötü kopyasıdır dediğiniz gibi

    YanıtlaSil
  15. dinler aynı amaçları farklıdır.gerçek hala tespit edilemeyendir.mesela muhammaet öldü.mezarı var.ama hiç bir peygamberin mezarı yok.

    YanıtlaSil
  16. Tevrat İBRANİCE dir. Kuran ARAPÇA dır. Bu bile sizin ne kadar saf bir biçimde kendi kendinizi nasıl çürüttüğünüzün apaçık göstergesidir. Muhammed acaba hangi üniversitenin İbranice dili eğitimi almıştır? Belkide İncilin ve Zeburun dili üzerine de bir eğitim görmüş olabilir mi? sizce. Araplar bile Kuran dilini çözebilmek için Arap Dili eğitimi alıyorlarken bu nasıl olmuş acaba ? Muhammed 300 500 kelime kullanan bir Arap kabilesinin içeri,sinde bu kadar Mükemmel dil ve anlatım üslübu için Hangi hocadan eğitim almış? Eğer öyle olsaydı herhalde İlmi ona yeter ve Çağının en büyük Alimi Ünvanına kavuşurdu ki o da ona yeter de artardı. Yeni bir dine ne hacet vardı.

    YanıtlaSil

Yorumlarınızı yazarken lütfen kaba olmayın. Küfürlü, aşağılayıcı, hakaret içeren ve yazı içeriğiyle ilgili olmayan yorumlar yayınlanmayacaktır.