16 Aralık 2012

Müslümanlık Sınavı - İslam ve Kadın Konusunda Bazı Sorular


Müslümanlık Sınavı
Bölüm 5

İslam ve Kadın Konusunda Bazı Sorular


İslamcılar İslam dininin kadını "kutsal" bir varlık olarak değerlendirdiğini, kadının özgürlüğüne, eşitliğine ve tüm haklarına saygılı olduğunu iddia ederler. Oysa söyledikleri baştan aşağı yalandan ibarettir. İslam şeriatı kadını, başka hiçbir dinde görülmediği kadar aşağılamıştır. Bu konuda yapılacak bir sınava katılmak isterseniz, şu birkaç soruyu yanıtlamanız gerekiyor.

Soru: "Kadınların dinen ve aklen dûn (eksik) yaratıldıklarını, kötülük, fitne ve uğursuzluk kaynağı olduğuklarını, eşek ve köpek cinsi hayvanlar gibi namazı bozanlardan sayıldığını ve daha buna benzer aşağılıklara layık kılındıklarını kabul edebilir misiniz? Bu doğrultudaki din buyruklarını Tanrı'dan gelmiş olarak benimseyebilir misiniz?"

Eğer insan şahsiyetinin haysiyetine saygılı ve hele kadının "uygarlaştırıcı" etkinliğine ve özellikle erkek sınıfını hayvanlıktan uzaklaştırıcı niteliklerine inanmış bir kimseyseniz, yukarıdaki soruyu tiksintiyle karşılayacak ve muhtemelen Tevfik Fikret'in şu mısralarıyla karşılamak isteyeceksinizdir (Osmanlıcadan Türkçeye çevrilmiş şeklidir):


"Elbet alçalmak olmamalı payı kadınlığın, 

Elbet melekliğin umudu olmamalı zulüm, kötülük, 
Elbet düşkün olursa kadın, alçalır insanlık, 
Elbet bugün hep onlara düşen yığın yığın Tasalar, üzüntüler, çileler, iğneler.. ."


Ne var ki, kadını yüceltici nitelikteki bir görüşü savunduğunuz an, Müslümanlık sınavından sıfır almak bir yana, bir de Islamcıların ölüm saçan saldırılarına hedef olursunuz. Sıfır almanızın nedeni, Islam şeriatının kadınları aşağılatan, haysiyetsiz durumlara sokan, zavallı bir yaratık kılan buyruklarından habersiz kalmanızdır. Bu konuda fikir edinmek isterseniz, Muhammed'in Kur'an'da veya Kur'an haricinde koyduğu buyruklara şöyle bir göz atmanız yeterlidir.

İlhan Arsel'in Şeriat ve Kadın adlı kitabında bu buyruklar, açıklamalarıyla birlikte yer almıştır; ne acı bir gerçektir ki insanlarımız, kadını aşağılatan bu din verileriyle eğitilmektedirler. Burada bunlardan birkaç örneği sergilenecektir:.

İslam kaynaklarını ve bu arada Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yayınlarını karıştıracak olursanız, dikkatinizi ilk çekecek şey, muhtemelen şu buyruk olacaktır:

"Kadınlar dinen ve aklen dûn (eksik) yaratılmışlardır. . !

Bu sözler Muhammed'in ağzından çıkmıştır. Islam kaynaklarının bildirmesine göre Muhammed, bir gün kadınların yanından geçerken şöyle der: "Ey kadınlar sadaka verin; zira bana Cehennem gösterildi, çoğu sizler idiniz."

Hiç beklenmedik böyle bir ağız saldırısı karşısında kadınlar şaşırıp kalırlar ve sorarlar: "Neden dolayı biz Cehennemlerin çoğunluğunu oluşturuyoruz?"

Muhammed cevap verir: "Çünkü siz, ötekine berikine çokça lanet edersiniz, kocalarınıza nankörlük gösterirsiniz. Ben akıl ve din sahibi kimselerin aklını sizin kadar eksik akıllı ve eksik dinli kimselerin çelebildigini görmedim!"

Bu ağır hakarete maruz kalan kadıncağızlar neden dolayı ve ne bakımdan aklen/dinen eksik olduklarını sorarlar. Muhammed cevap verir; bir kere aklen eksik olduklarını anlatmak üzere şöyle der: "Tanrı iki kadının şahadetini (tanıklığını) bir erkeğin şahadetine denk saymıştır; yani kadının şahadeti (tanıklığı) erkeğin tanıklığının yarısıdır. İşte bu aklınızın eksikliğindendir."

Ve bunun böyle olduğunu kanıtlamak için Bakara Suresi'nin 282. ayetini onlara okur. Dinen eksik olduklarını da şöyle der: "Kadın hayız gördüğü zaman (yani ay başı halindeyken) namaz kılmaz ve oruç tutmaz değil mi? İşte dinen eksik olmasının nedeni budur."

Görülüyor ki Muhammed'in Tanrısı, sırf kadınları aşağılamak maksadıyla onları eksik akıllı ve eksik dinli kılmış, üstelik bir de onları cehennemliklerin çoğunluğu yapmıştır. Tanrı'nın "yüce" ve "adil""olduğuna inanan kimseler için Muhammed'in bu yukarıda söylediklerini benimsemek ve örneğin: "Evet kadınlar aklen ve dinen eksik yaratılmışlardır" şeklindeki İslamı buyruğu savunmak mümkün değildir.

Fakat iş bununla bitmiyor; çünkü Muhammed, aklen ve dinen eksik yaratıklar olarak tanımladığı kadınları, biraz daha aşağılamak üzere daha nice şeyler söylemiştir ki, bunları çok kısa bir şekilde şöyle özetleyebiliriz. Muhammed'in söylemesine göre Allah erkeleri kadınlara üstün tutmuştur (Nisa Suresi, ayet 34, Bakara suresi ayet 228); mirasta erkek, kadına oranla iki misli pay alır (Nisa suresi ayet 11, 176); karısının itaatsizliğinden ya da inatçılığından kuşku eden erkek, ona dayak atabilir (Nisa Suresi ayet 34); namaz kılan Müslüman kişinin önünden eşek, köpek, domuz ya da kadın geçecek olursa, namaz bozulmuş olur (meyer ki o kişi sütre kullanmış olsun. "Sütre", namaz kılan kişinin önüne konan şeydir); uğursuzluk üç şeyde vardır ki, bunlar karı, ev ve attır; kadınlar arasında iyi kadın, yüz tane siyah karga arasında alaca bir kargaya benzer; erkeklere kadınlardan daha zararlı bir fitne yoktur, cehennemin çoğunluğunu kadınlar oluşturur. (Bkz. Şeriat Ve Kadın)
Ve işte eğer siz, İslam şeriatının kadınlar hakkındaki bu aşağılamalarına, bu hakaretlerine katılmıyorsanız, Müslümanlık sınavını geçememiş  olur, ayrıca da "zındıklıkla" damgalanırsınız.


Soru: "Kadın'ın 'şeytan' niteliğinde ve 'fitne kaynağı', 'hilekâr' olduğunu öne süren buyrukların Tanrı'dan geldiğine inanır mısınız?"

Eğer bu soruyu: "Hayır inanmam! Çünkü her şeyi dilediği gibi oluşturan bir Tanrı 'nın kadınları fitne kaynağı olsunlar diye ya da şeytan niteliğinde yaratacağını düşünemem" şeklinde yanıt verecek olursanız, Müslümanlık sınavından sıfır alırsınız. Ayrıca da, Muhammed'in sözlerini inkar etmek gibi bir günah işlemiş sayılırsınız. Çünkü Muhammed, kadınların, genellikle kötü, fitneci, hilekar vs. olduklarını anlatmak için sayısız denecek kadar çok buyruk getirmiştir. Çeşitli yayınlarımızda bunları inceledik. Bir iki örnekle yetinmek gerekirse;
Muhammed'e göre kadınlar hilekardırlar, fitne kaynağıdırlar; onu bunu tuzağa sokalar. Bunu anlatmak maksadıyla: 


 "... Kadınlardan sakının, zira Benı İsrail'de ilk fitne kadın yüzünden çıktı" demiş ve şunu eklemiştir:  "... Benden sonra erkeklere, kadınlardan daha zararlı fitne ve fesad (amili) olarak hiçbir şey bırakmadım."

Bu söylediklerini pekiştirmek üzere Kur'an'a, kadınların fitne kaynağı olduğuna dair "Yusuf masalı"nı koymuştur. Masala göre, Yusuf, kendisine iyilikte bulunan efendisinin karısı tarafından iftiraya uğrar. Çünkü güya kadın ona aşık olmuştur ve onunla yatmak arzusundadır. Fakat Yusuf efendisine ihanet etmek istemez ve kadının isteklerini geri çevirir. Bunun üzerine kadın onu kocasına fitneler. Fakat kocası gerçeğin ne olduğunu öğrenir ve karısına hitaben şöyle der: "... Siz kadınların... keydiniz (hileniz, fitneniz, tuzağınız) çok büyük(tür)... "

Bunu söyledikten sonra Yusufa döner ve: "Sakın bundan bahsetme" der ve yine karısına hitaben: "... Sen de kadın günah(ının) bağışlanmasını iste, çünkü cidden sen büyük günahkarlardan oldun" diye konuşur. Fakat Yusuf, kadınların tuzağından kurtulmak için Tanrı'ya yalvarmak gerektiğini düşünür ve şöyle der:

"... Ya Rabbi! Zindan bana, bunların da'vet ettikleri fi'ilden daha sevimli ve eğer sen benden bu kadınların tuzaklarını bertaraf etmezsen, ben onların sevdasına düşerim ve cahillerden olurum." (Yusuf Suresi, ayet 28, 33.)

Ve işte Muhammed, Tevrat'tan esinlenip kendi günlük siyasetinin gereksinimlerine göre şekillendirdiği bu masalı kendisine malzeme edinerek şöyle demiştir: "Şüphesiz ki siz (kadınlar) hissiyatını gizleyip hilafını izhar etmekte Yusufun karşılaştığı kadınlar gibisiniz." (Bkz. Ilhan Arsel'in Şeriattan Kıssalar ve Şeriat Ve Kadın adlı kitapları).

İslam dünyasında her yıl yüzlerce kadın kezzap saldırılarına mazur kalıyor.
İslam dünyasının Muhammed'den sonra en önemli siması olarak kabul ettiği İmam Gazali, Muhammed'in kadınlar hakkındaki değerlemesini göz önünde tutarak kadın sınıfını, çeşitli hayvanların karakterine uygun olarak on farklı tipe ayırmıştır ki, bunlar domuz, maymun, köpek, yılan, katır, akrep, fare, tilki, güvercin ve koyun gibi hayvanlardır. Bu örnekleri, kadınların kötülüklerini, genellikle, kocalarına karşı tutum ve davranışları açısından ele almıştır. Örneğin, güya karakter itibariyle domuza benzeyen kadınlar oburdurlar, midelerini doldurmaktan başka bir şey düşünmezler; din ve iman gibi şeylerle ilgileri yoktur; kocalarının haklarına saygı göstermezler. Karakterce köpeğe benzeyen kadınlar, kocaları konuşurken sözünü kesip suratına bağıran, hırlayan kadınlardır. Tilkiye benzeyen kadınlar, kocalarını evden gönderip bütün gün yatıp uyuyan kadınlardır. Akrep cinsi kadınlar, dedikoducu, laf toplayan kadınlardır vb.

Yine Muhammed'in söylemesine göre şeytan, daima kadınların arkasından gider ve onlara, erkekleri baştan çıkarmak bakımından yardımcı olur. Şöyle diyor Muhammed:"Kadınlar insanın karşısına şeytan gibi çıkarlar... Size doğru bir kadının geldiğini gördüğünüz zaman bilesiniz ki, size yaklaşan bir şeytandır. "

Bu vesileyle erkeklere şu öğütte bulunmuştur:  "Sokakta giderken kadın denilen şeytanı gördüğünüz an derhal eve dönüp karılarınızla sevişin ve kabaran şehvetinizi giderin." 

Dikkat edileceği gibi Muhammed, kadın sınıfını aşağılatacağım diye, aslında erkek sınıfını aşağılatmıştır; şu bakımdan ki, yukarıdaki tanıma göre erkekler, hani sanki irade sahibi olmayan hayvanlardır da kadın gördükleri an şeheviliklerine hakim olamayıp saldırıya geçmekten kendilerini alamazlar.


Muhammed'e göre kadın, erkekler bakımından sadece dünya yaşamı sırasında değil, erkeklerin ölüp de tabuta konuldukları zamanlar dahi, fesat ve hile nedeni olabilecek nitelikte bir yaratıktır. Bundan dolayıdır ki, kadınları cenaze nakli işlerinden uzak kılmıştır. Bunun böyle olduğunu anlatmak maksadıyla:

"... Cenaze (tabuta) konulup erkekler omuzlarına yüklendiklerinde . . ." diye konuşmuştur. Dikkat edileceği gibi burada, tabutun sadece erkeklerin omzunda taşınabilceğine işaret etmiş bulunmaktadır. Bundan dolayıdır ki, cenaze nakline katılmanın, katılan kişiye "hayır ve sevap" kazandırdığını bildirmiştir. Her ne kadar bazı yorumcular kadınların zayıf bünyeli ve erkekler gibi ağır işlere mütehammil olmadıklarını öne sürüp bundan dolayı cenaze nakline katılmamaları gerektiğini öne sürerlerse de doğru değildir. Çünkü asıl neden, Muhammed'in kadınları aklı ve fitrî ve dinsel nitelikler bakımından yetersiz görmesidir. Bundan dolayıdır ki, İslam kaynakları (örneğin Diyanet İşleri Başkanlığı), kadınların cenaze nakline katılmalarını fitne ve fesat saçan bir şeyolarak görmüşler, şöyle demişlerdir:

"... (Kadınların) Hele erkeklerle müştereken (cenazeyi) nakil ve ihtimale kalkışmaları mazınne-i fesaddır, mahall-i fitnedir. İşte bu nakl, aklî, fitrî delillerden dolayı kadınların cenaze nakline iştirakleri tecviz edilmemiştir. . . " (Burada geçen "mazınne-i fesâd" deyimi "kendisinden fesat beklenilen" anlamınadır. "Mahall-i fitnedir" deyimiyse " fitnenin yerleşik bulunduğu yer" demektir. Bu alıntı için bkz. Sahih-i Buhari Muhtasarı..., Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, cilt 4, sayfa 450-1.)

Ne ilginçtir ki Muhammed, hem bir yandan kadınları cenazeye katılmaktan yasaklamıştır ve hem de katılmadıkları için onları terslemiştir. Bununla ilgili bir örnek şöyle: Birgün Muhammed birisinin cenazesine gider. Orada birtakım kadınların bulunduğunu görür ve onlara sorar: "Ey kadınlar! Cenazeyi omuzlar mısınız?"
Kadınlar "Hayır, omuzlamayız" derler. Muhammed yine sorar: "Ya ölüyü defneder misiniz?"
Kadınlar, "Hayır, defnetmeyiz" derler. Bunun üzerine Muhammed onlara adeta hakaret edercesine "Öyle ise nikâbınızla ve hiçbir hayır ve sevâba nâil olmayarak evinize dönünüz" der. ( Sahih-i Buhari Muhtasarı..., Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, cilt 4, sayfa 450.)

Kaynak: İlhan Arsel, Müslümanlık Sınavı, Kaynak Yayınları