24 Ocak 2012

İnançlının Mantığı ve Bilimsel Düşünce


Teist'teki zihniyet öyle terstir ki, bir cümleden ne anlaşılacağı ve cümlenin doğru olup olmadığı, cümleyi söyleyen kişiye bağlıdır. Yoksa mantığa, akla, bilime, sağduyuya değil. Neyin doğru olduğuna baştan karar verilmiştir. Cümle bu karara göre test edilir. Karar cümlenin test edilmesinden sonra, bu testin sonucuna göre verilmez. Yoksa olur ya, maazallah, dogmalarıyla çelişen bir şeyleri kabul etmek zorunda kalabilirler. Öyle bir riske girilir mi hiç?

Doğrunun ne olduğuna testten önce karar verirler.

Ondan sonra da kalkıp dinin ne bilgilerinin, ne de yönteminin bilimle çelişmediğini söylerler.

Kuran'a göre evren 6 günde yaratılmıştır dersin. Oradaki gün bizim bildiğimiz gün değil derler.

Allah yeryüzünü yaygı gibi yayıp uzatmış, dağları da destek olsun diye direk gibi dikmiş kurana göre dersin. Bunlar mecazi anlatımlar, öyle değil o iş derler.

Yakın göğü insanlar gece yön bulabilsinler diye yıldızlarla kandil gibi süslemiş ve bu gök boşluğunda kuşlar uçar kurana göre dersin. Yıldızlar için, yeryüzünden bakan insanin bakış acısından bir anlatım bu derler.

Mantıksız bir yön bulmazlar, kuşların uçtuğu gökten ise uzayın değil, yakın atmosferin kastedildiği yorumunu yapıp, yine kendilerini rahatlatırlar.


Omuzdaki melekler konusunda, bunların var olmadıkları doğrudan, kolayca gösterilemeyeceği için, şimdilik ilk anda anlaşılan anlamına sadık kalır, bilim böyle bir şeyin olmadığını gösterene kadar (eğer gösterebilirse) cümleye olduğu gibi inanırlar.

Cinler konusunda da öyle. Cinlerin ateşten yapılmış olması konusunda polemik yapmaya kalkar, "Yahu ateşten yapılmışsa, niye göremiyoruz ki?" diye sorarsan, her nedense kendi akıllarına gelmeyen bu sorudan rahatsız olmaz, "Allah’ın hikmetinden sual olunmaz" deyip geçiştirirler.

Âdem - Havva hikâyesine bakıp, Evrimsel gerçekleri eğer bilmiyorlarsa veya dini önderleri "Evrim yanlıştır" demişse, bu hikâyeyi olduğu gibi alır, yorumlamadan, ilk anlamıyla, olduğu gibi inanırlar ve bilimi reddederler.

Yok, eğer, o kadar kati bir tutumları yoksa ve/veya bu konudaki bilimsel bilgilerden biraz haberdarlarsa, o zaman ortaya evrim'in kuran'da da olduğunu söyleyen evrimci İslamcılar çıkar. Âdem ve Havva hikâyesini bu sefer sembolik, simgesel ve düz anlamıyla alınmaması gereken bir şey olarak yorumlarlar.

Neyi düz anlamıyla alıp, neyi yorumlayacaklarına itiraz edilecek gerçeğin ne derece açık olduğuna göre karar verirler. Bilim bir şeyi artik şüpheye yer bırakmayacak kadar açık bir biçimde göstermişse, o konuda bilimle çelişen dini anlatımları yorumlayıp mecazlandırırlar. Eğer henüz bilimsel olarak o konuda kesinlik yoksa bağlayıcı bilgi yoksa o zaman dini anlatımı doğrudan alır, ilk anlamında diretirler.

Bu zihniyet, öyle bir zihniyettir ki, "Ay beyaz peynirden yapılmıştır" diye bir cümle söylerseniz kendisine, bu cümleden ne anlayacağına cümlenin nereden alındığına göre karar verecektir:

-Eğer bu cümlenin bir çocuk masalından alındığını söylerseniz, doğaldır, saçma zaten, masaldır deyip geçecek.

-Eğer cümlenin bir insanin iddiası olduğunu söylerseniz, bu kişinin bilgisizliğinden ve anti bilimselliğinden dem vuracak.

-Eğer cümlenin İncil’de geçtiğini söylerseniz, doğaldır, zaten tahrif edilmiş kitap diyecek.

-Eğer cümlenin Kuran’da geçtiğini söylerseniz, bu sefer "Acaba bu cümlede ne demiş olabilir?", "Bu cümleyi nasıl anlamalıyım ki bilimle çelişmesin" diyecek. Ona göre de yorumlar yapacak. "Efendim, burada Ay'ın rengi ile ilgili sembolik bir anlatım yapılmakta, vs" tarzında.

İste teist mantığı böyle ters bir mantıktır. Bu kadar şartlanmış ve bu kadar anti bilimseldir.
Bu yüzden Müslüman ülkelerden hiçbir bilimsel buluş çıkmaz. Hıristiyanların radikal kesiminden de.

Bilim adamları arasında yapılan anketlere baktığınızda, uzman bilim adamlarının ezici çoğunluğunun ya ateist, ya agnostik, ya da panteist veya deist olduğunu görürsünüz.

Bu durumun sebebini anlamak zor değil. Çünkü Teist mantalitenin anti bilimselliği çok açık.