05 Ocak 2011

Güneş'in Gidiş İstikameti


1. Mucize İddiası

  • Harun Yahya (Adnan Oktar)’a ait sitelerden:
    Kuran’da Güneş ve Ay’dan bahsedilirken her birinin belli bir yörüngesinin olduğu vurgulanır..

    “Geceyi, gündüzü, Güneş’i ve Ay’ı yaratan O’dur; her biri bir yörüngede yüzüp gidiyor.” (Enbiya Suresi, 33)

    Yukarıdaki ayette geçen “yüzme” kelimesi Arapçada “sabaha” olarak ifade edilir ve Güneş’in uzaydaki hareketini anlatmak üzere kullanılmaktadır. Bu kelime Güneş’in uzayda hareket ederken kontrolsüz olmadığı, ekseni üzerinde döndüğü ve dönerken bir rota izlediği manâsındadır. Güneş’in sabit olmadığı ve belli bir yörüngede yol almakta olduğu bir başka ayette de şöyle bildirilmektedir:

    “Güneş de kendisi için (tespit edilmiş) olan bir karar yerine doğru akıp gitmektedir. Bu üstün ve güçlü olanın, bilenin takdiridir.” (Yasin Suresi, 38)

    Kuran’da bildirilen bu gerçekler ancak çağımızdaki astronomik gözlemlerle anlaşılmıştır. Astronomi uzmanlarının hesaplarına göre Güneş “Solar Apex” adı verilen bir yörünge boyunca Vega yıldızı doğrultusunda saatte 720.000 km’lik muazzam bir hızla hareket etmektedir. Bu kabaca bir hesapla Güneş’in günde 17 milyon 280 bin km. yol katettiğini gösterir. Güneş’le birlikte onun çekim sistemi içindeki tüm gezegenler ve uydular da aynı mesafeyi kateder.

2. Çarpıtmalar

Yukarda aynen alıntıladığımız mucize yalanı metninden de açıkça görüleceği üzere ayetle hiç ilgisi olmayan bilimsel bulgular ve ayrıntılar sanki ayetin kendisinden çıkan bilgilermişçesine sunulmakta. Oysa her akıl sahibi insan söz konusu iki ayeti okuduğunda kabul edecektir ki bu ayetler Güneş ve Ay’ın belirli birer yörüngeye sahip olduğu ve belli bir düzen içerisinde hareket ettiğini anlatmaktadır.

Bu ise Kuran’dan çok önce bilinen, hesaplanan bir gerçektir. Antik Yunan bilginleri Muhammed’den yüzyıllar önce Güneş tutulmasının tam vaktini hesaplayıp öngörüde bulunabiliyorlardı.

Bu iki ayetten modern bilimsel bulgulara dair bir işaret çıkarmak ancak okuyucuyla dalga geçmek şeklinde adlandırılabilir. En iyimser yoruma göre ayetlerden ancak Güneş ve Ay’ın belirli birer yörüngesi olduğu çıkar ki bu da Kuran’dan çok önce söyleyegelenlerin ötesinde değildir.

Ama bu ”en iyimser yorum”un doğru olup olmadığı bile tartışmalıdır. Ayette ”yörünge” olarak tercüme edilen kelimenin Arapça aslı ”felek”tir. Oysa İslam alimleri henüz bu sözcüğün anlamı üzerine bile hemfikir olabilmiş değiller.

  • Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, Akçağ Yayınları: 16/136-137 (Enbiya/33)Arapça’da “felek” dönen bir şey demek olup, bunun çoğulu eflâkdır. Alimler bu hususta farklı farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Bazıları, feleğin, bir cisim (maddi bir şey) olmadığını, bunun o yıldızların, döndüğü mahal ve yer (yörünge) anlamına geldiğini söylemişlerdir ki, bu Dahhâk’ın görüşüdür. Ekseri ulemâ ise, “Hayır, bunlar yıldızların, üzerinde dönmüş oldukları maddî şeylerdir” demişlerdir ki, bu Kur’ân’ın nassına daha yakındır. Bu görüşte olanlar da, kendi aralarında, bunun keyfiyyeti hususunda ihtilâf etmişlerdir.(…) bazıları, “Felek, güneşin, ayın ve yıldızların içinde ve kendisinde hareket ettiği çevrelenmiş bir dairedir” derken, Kelbî, “Bu, kendisinde, yıldızların akıp gittiği, bir su kütlesidir” demiş ve görüşünü, “çünkü yüzmek ancak su içinde olur” demiştir. Biz diyoruz ki: Biz bunu kabul edemeyiz. Çünkü, yarışırken ve koşarken, ayaklarını iyice gererek atan ata, “(Adetâ) yüzüyor!” denilir. Felsefecilerin ve astronomların ekseri ise şöyle demişlerdir: “Felek, ağır ve hafif olmayan; delinmeyi, yapışmayı, büyümeyi, solmayı kabul etmeyen, katı kütledir.” Felfesecilerin görüşlerine karşı olan sözler ve açıklamalar, ilgili kitablarda ele alınmıştır. Doğru olan ise, göklerin vasıflarını bilmenin yolunun ancak nakilden geçtiğidir.

Görüldüğü üzere, İslam alimlerinin çoğunluğu ”felek” kelimesini zaten ”yörünge” olarak değil maddi bir cisim olarak yorumlamışlardır. Ancak ”yörünge” görüşünü kabul etsek bile bundan -yukarda açıklandığı üzere- herhangi bir mucize çıkmaz.



3. Kuran ve Hadis’te Güneş

Kuran’da ve Hadislerdeki “Dünya-Güneş-Ay” tasvirlerindeki yörünge kavramı hakim olan ilkel ve yanlış evren algısına dayanmaktadır.

Dünya, başı ve sonu olan düz sabit bir tepsi/döşek olarak düşünülmüş, Güneş ve Ay’ın bu düz döşeğin üstünde belli bir rotada doğup, yükselip sonunda da battığı sanılmıştır.

Detaylı açıklama için bkz.”Evrenin Genişlemesi” – ”3. Kuran’daki Evren Algısı”.

Muhammed’in Güneş’in hareketini nasıl algıladığını anlamak için şu sahih Hadis’e dikkat edilmeli:

Bilim-öncesi topluluklarda tarih boyunca sorulagelmiş “Güneş geceleri nereye gidiyor?” sorusuna Peygamber’in cevabı:

  • “Arş’ın altında secde yapmaya gider; bu maksatla izin ister, kendisine izin verilir. Secde edip kabul edilmeyeceği, izin isteyip izin verilmeyeceği zamanın (kıyametin) gelmesi yakındır. O vakit kendisine: ”Geldiğin yere dön!” denir. Böylece battığı yerden doğar.” (Buhari, Tefsir Ya-sin 1, Bed’ul-Halk 4, Tevhid 22,23, Müslim, İman 250, (159), Tirmizi, Tefsir, Ya-sin, 4225)

Kuran’ın Güneş’e bakışı Furkan Suresi’nin 45.-47. ayetleri incelenerek de anlaşılabilir:

  • Furkan/45
    “Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu sabit kılardı. Sonra biz güneşi gölgeye delil kıldık.”
  • Furkan/46
    “Sonra onu kendimize yavaş yavaş çektik.”
  • Furkan/47
    “O, geceyi size bir örtü, uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapandır.”

Furkân 45, dünyanın kendi ekseni etrafında döndüğünün bilinmediğinin açık göstergesidir. “Gölgenin sabit kalabilmesi”, Dünya’nın kendi ekseni etrafında dönmeyi bırakması ve aniden durması demektir. Bu durumda neler olurdu, tahmin etmek güç olmasa gerek.. Ama bilindiği gibi Kuran’da Güneş, Dünya’ya yaklaşıp uzaklaşan ve böylece gece-gündüz oluşumunu sağlayan bir varlıktır. Furkân 46′da Güneş’in yavaş yavaş “kendilerine” doğru çekildiği anlatılıyor. Böylece gece oluşuyor ve gece-gündüzün nimetleri takip eden ayette anlatılıyor. Kutuplarda durumun altı ay uyku-istirahat ve altı ay da hareket-çalışma olarak ayarlanması elbette Allah’ın takdiri oluyor bu durumda…


4. Sonuç

İlgili ayetlerde ”yörünge” olarak çevirilen ”felek” kelimesi İslam alimlerinin çoğunluğu tarafından maddi bir cisim olarak yorumlanmıştır. Ama biz iyi niyetle bu sözcükten bugünkü anlamıyla ”yörünge” diye söz edelim. Bu durumda bile bir mucize değil ancak Güneş ve Ay’ın belli yörüngeler/rotalar istikametinde hareket ettiği çıkar ki bu da Kuran’dan yüzyıllar önce söylene ve yazılagelmiş bir bilgidir.

Güneş, Ay ve evrenle ilgili ayetleri irdelediğimizde ise Kuran’da ilkel ve yanlış bir evren modelinin hakim olduğunu görürüz. Sahih Hadisler de bunu teyid eder niteliktedir.


www.mucizeyalanlari.com sitesinden alınmıştır.