18 Kasım 2010

Kuran'daki Sayısal Hatalar

Kuran'da bol miktarda sayısal hatalar da bulunmaktadır. Allah (varsa eğer), basit aritmetik işlemlerde bile hata yapamayacağına göre (ne de olsa kâinatı yattığına inanılıyor, yani bilgisi her konuda yüksek olmalı.), bu hataları Kuran'ın yazarı olan ve hesap yapma kabiliyeti olmayan Muhammed'in yaptığı anlaşılmaktadır:

Cennet ve dünyayı yaratmak kaç gün aldı?

Araf/7:54. Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş'a istiva eden, geceyi, durmadan kendisini kovalayan gündüze bürüyüp örten; güneşi, ayı ve yıldızları emrine boyun eğmiş durumda yaratan Allah'tır. Bilesiniz ki, yaratmak da emretmek de O'na mahsustur. Âlemlerin Rabbi Allah ne yücedir!

Yunus/10:3. Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra da işleri yerli yerince idare ederek arşa istiva eden Allah'dır. Onun izni olmadan hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte O Rabbiniz Allah'tır. O halde O'na kulluk edin. Hâlâ düşünmüyor musunuz?

Hud/11:7. O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan etmek için, Arş'ı su üzerinde iken, gökleri ve yeri altı günde yaratandır. Yemin ederim ki, (Resûlüm!): "Ölümden sonra muhakkak diriltileceksiniz" desen, kâfir olanlar derhal "Bu, açık bir büyüden başka bir şey değildir" derler.

Furkan/25: 59. Gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan, sonra Arş'a istiva eden (ona hükmeden) Rahman’dır. Bunu bir bilene sor.

Evet, yukarıdaki ayetlerin tümünde, yer ve göğün altı günde yaratıldığı söyleniyor. Hâlbuki aşağıdaki ayetlerde ise, yer ve göğün sekiz günde yaratıldığı anlaşılıyor ki, bu ayetlerle yukarıdaki ayetler bir çelişki içindedir.

Fussilet/41:9. De ki: Gerçekten siz, yeri iki günde yaratanı inkâr edip O'na ortaklar mı koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir.

Fussilet/41:10. O, yeryüzüne sabit dağlar yerleştirdi. Orada bereketler yarattı ve orada tam dört günde isteyenler için fark gözetmeden gıdalar takdir etti.

Fussilet/41:12. Böylece onları, iki günde yedi gök olarak yarattı ve her göğe görevini vahyetti. Ve biz, yakın semâyı kandillerle donattık, bozulmaktan da koruduk. İşte bu, aziz, alîm Allah'ın takdiridir.

Hesap edelim:

2 gün(yer)+ 4(gıdaların oluşumu)+ 2(gökler)= 8 Gün (6 değil!..)

Muhammed'in ya hesabı zayıftı, ya da Kuran'ı yazdırırken daha önce ne söylediğini unutuyor ve böylece çelişkili ayetler oluşturuyordu.

Kuran'daki Miras Hukukunda Sayısal Hatalar

Kadınların cenaze namazı kılıp kılmaması konusunda bile büyük eksikliklere sahip olan Kuran'da, miras konularına nedense büyük yer ayrılmış ve bu konuda çok detaylı ayetlere yer verilmiştir.

Aşağıdaki ayetler, "miras" hukuku ile ilgilidir. Bu ayetlere göre hesap yapıldığında, mirasçılarda, "sona kalan dona kalmaktadır" ,çünkü mirasın payları toplandığında, toplam, mirastan "fazla" olmaktadır!

Önce ayetlere bakalım, sonra iki ayrı örnek üzerinde mirası paylaştıralım ayetlere göre:

Nisa/4:11. Allah size, çocuklarınız hakkında, erkeğe, kadının payının iki misli (miras vermenizi) emreder. (Çocuklar) ikiden fazla kadın iseler, ölünün bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer yalnız bir kadınsa yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, ana-babasından her birinin mirastan altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da ana-babası ona vâris olmuş ise, anasına üçte bir (düşer). Eğer ölenin kardeşleri varsa, anasına altıda bir düşer. Bütün bu paylar ölenin yapacağı vasiyetten ve borçtan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan hangisinin size, fayda bakımından daha yakin olduğunu bilemezsiniz. Bunlar Allah tarafından konmuş farzlardır (paylardır). Şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.

Nisa/4:12. Yapacakları vasiyetten ve borçtan sonra eşlerinizin, eğer çocukları yoksa bıraktıklarının yarısı sizindir. Çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Çocuğunuz yoksa sizin de, yapacağınız vasiyetten ve borçtan sonra, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır (zevcelerinizindir). Çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadının, ana babası ve çocukları bulunmadığı halde (kelâle şeklinde) mali mirasçılara kalırsa ve bir erkek yahut bir kız kardeşi varsa, her birine altıda bir düşer. Bundan fazla iseler üçte bire ortaktırlar. (Bu taksim) yapılacak vasiyetten ve borçtan sonra, kimse zarara uğramaksızın (yapılacak)tir. Bunlar Allah'tan size vasiyettir. Allah her şeyi hakkiyle bilendir, halîmdir.

Nisa/4:176. Senden fetva isterler. De ki: "Allah, babası ve çocuğu olmayan kimsenin mirası hakkındaki hükmü şöyle açıklıyor: Eğer çocuğu olmayan bir kimse ölür de onun bir kız kardeşi bulunursa, bıraktığının yarısı bunundur. Kız kardeş ölüp çocuğu olmazsa erkek kardeş de ona vâris olur. Kız kardeşler iki tane olursa (erkek kardeşlerinin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer erkekli kadınlı daha fazla kardeş mevcut ise erkeğin hakki, iki kadın payı kadardır. Şaşırmamanız için Allah size açıklama yapıyor. Allah her şeyi bilmektedir.

Varsayalım ki, bir adam öldü ve geride üç kız evlat, bir ana, bir baba ve eşini bıraktı. Yukarıdaki ayetlere göre miras paylaşımı şöyle olacaktır:

Üç kız avlata mirasın 2/3'ü, ana ve babanın her birine 1/6, karısına 1/8 kalacaktır.

Bu durumda, matematik yapalım:

(2/3)+(1/6)+(1/6)+(1/8)= 27/24 = 1,125 bulunur! (1,0 olması gerekirdi!)

Yani, miras paylaşıldığı zaman her bir mirasçının aldığının toplamı, mirastan fazla çıkmaktadır!

Allah, miras paylaşımında böyle büyük bir hesap hatası yapamayacağına göre, ayet Allah'a ait olamaz, Muhammed'e aittir.

Hesap bilmeyen Muhammed'e.

Bir diğer örnek verelim:

Bir adam ölür ve geride anası, karısı ve iki kız kardeş kalır. Kuran’ın yukarıda verilen ilgili miras ayetlerine göre; ana'ya mirasın 1/3'ü, karısına mirasın 1/4 'ü, iki kız kardeşe de toplam 2/3'ü kalacaktır:

Hesap yapalım:

(1/3)+(1/4)+(2/3)= 15/12= 1,25!

Burada da, miras paylaşılıyor, paylar toplanınca, mirastan daha büyük, %25 daha büyük çıkıyor!

Allah-varsa eğer- bu kadar hesap bilmez olabilir mi? Bu yanlış paylaşım oranları ile dolu ayeti Allah gönderemeyeceğine göre,

Muhammed kendisi yazmış olmaktadır.

Not: Okul önlerinde, Allah’ın örtünme emri gerekçesi ile "başörtüsü eylemi" yapan bayanların; inandıkları Allah'tan gelmiş olduğuna inandıkları Kuran’ın bu ayetlerine göre, medeni kanunun miras haklarını kadınların aleyhine düzenlenmesi için eylem yapmalarını, bir erkek olarak çok arzu ederim.(:->>

(Malum, bu ayetlere göre erkekler daha avantajlı da.)

Allah’ın 1 günü 1.000 yıl mı, 50.000 yıl mı?

Kuran'daki bazı ayetlerde Allah’ın bir gününün kaç dünya yılına eşdeğer olduğu konusunda da çelişkiler bulunmaktadır:

Hacc/22:47. (Resûlüm!) Onlar senden azabın çabuk gelmesini istiyorlar. Allah vaadinden asla dönmez. Muhakkak ki, Rabbinin nezdinde bir gün sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir.

Secde/32:5. Allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. Sonra (bütün bu işler) sizin saya geldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde O'nun nezdine çıkar.

Yukarıdaki ayetlerde, Allah’ın bir gününün, dünyanın 1.000 yılına denk olduğu söyleniyor.

Hâlbuki aşağıdaki ayette ise, Allah’ın bir gününün, dünyanın 50.000 yılına denk olduğu ifade ediliyor:

Mearic/70:4. Melekler ve Ruh (Cebrail), oraya, miktarı (dünya senesi ile) elli bin yıl olan bir günde yükselip çıkar.

Peki, bunlardan hangisi doğru? Bu birbiriyle çelişen ayetlere göre, Allah’ın bir günü, dünyanın 1.000 yılına mı, 50.000 yılına mı eşdeğer? Bu hatayı Allah-varsa eğer- yapmış olabilir mi, yoksa Kuran Muhammed'in mi kelamıdır? Allah varsa eğer, böylesine bir hatayı yapmayacağına göre, Kuran’ın insan elinden çıkma bir kitap olduğu, Allah’ın değil, Muhammed''in kelamı olduğu anlaşılmaktadır.

Kuran'daki çeliksilerden biri de, "cennet" sayısıdır

Bir tane mi cennet var, yoksa birden çok mu cennet var?

Muhammed, Kuran’ı yazdırırken bu konuya pek dikkat etmemiş. Bazen tekil, bazen çoğul ifade kullanmış.

Bu da, Kuran’ın, Allah’ın kelamı değil, fakat Muhammed'in kelamı olduğunu gösteriyor. Ayetlere bakalım:

Zümer/ 39/73. Rablerine karşı gelmekten sakınanlar, bölük bölük cennete götürülürler. Oraya varıp da kapıları açıldığında, bekçileri onlara: "Selam size, hoş geldiniz! Temelli olarak buraya girin" derler.

Fussilet/ 41/30-2. "Rabbimiz Allah’tır" deyip sonra da doğrulukta devam edenler, onları, melekler, ölümleri anında: "Korkmayınız, üzülmeyiniz, size söz verilen cennetle sevinin, biz dünya hayatında da, ahrette de size dostuz. Burada, canlarınızın çektiği, umduğunuz şeyler, bağışlayan ve acıyan Allah katından bir ziyafet olarak size sunulur" diyerek inerler. *

Hadid/ 57/21. Ey insanlar! Rabbiniz tarafından bağışlanmaya, Allah'a ve peygamberine inananlar için hazırlanmış, genişliği yerle göğün genişliği kadar olan cennete koşusun; bu Allah’ın dilediğine verdiği lütfüdür. Allah, büyük lütuf sahibidir. Naziat/ 79/40-1. Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir.

Yukarıdaki ayetlerde, "cennet", "tekil" olarak yazılmış. Yani, bir "adet" cennet anlamında.

Hâlbuki aşağıdaki ayetlerde ise tam tersi yazılmış: Cennet değil, ama "cennetlerden söz ediliyor:

Kehf/18/30-1. iyi hareket edenin ecrini zayi etmeyiz. Doğrusu, inanıp yararlı is yapanlara, iste onlara, içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takınırlar, ince ve kalın ipekliden yeşil elbiseler giyerek tahtları üzerinde otururlar.

Ne güzel bir mükâfat ve ne güzel yaslanacak yer! *

Hacc/ 22/23. Doğrusu Allah, inanıp yararlı is isleyenleri, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Orada altın bilezikler ve inciler takınırlar. Oradaki elbiseleri de ipektendir.

Fatir/ 35/33. Bunlar, Adn cennetlerine girerler. Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler, oradaki elbiseleri de ipektir.

Nebe/78/31-4. Doğrusu, Allah'a karsı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.

Hangisine inanacaksınız?

Kuran, Allah’ın-varsa eğer- kelamı olsa idi, böyle yanlışlar yapar mıydı?

Ama Muhammed'in kelamı olunca, bu tip yanlışları yapmış Muhammed.