İslam günümüzde hiç olmadığı kadar acizdir. İnsanlığın yüzyıllardır gözlem ve araştırmalara dayalı bilimsel buluşlarını günümüzde oradan buradan çekiştirip Kuran a uydurma çabaları İslam’ın büyük bir panik yaşadığının göstergesidir. Batı dünyası özellikle Rönesans’a kadar kutsal kitaplarda verilen bilgilere inandılar. Onları gerçek zannederek yaşadılar. Rönesans’ın ardından kitaba dayalı, kitapta verilen bilgilerin ışığıyla dünyayı, evreni keşfetmeye çıktıklarında büyük sarsıntı yaşadılar. (Dünyanın yaşı hakkında verilen bilgi yeryüzünün her santimi kazılıp derinlere inildikçe artıyordu.). Yaşanan şokun ardından bu sefer batılı dindarlar sayılarla uğraşmaya, onlardan mucizeler çıkartmaya çalıştılar. Sonuç yine umdukları gibi değildi. Bu yüzden 19 yüzyılın ardından batılılar artık din ile bilimi tamamen ayırmışlardı.
Günümüzde İslam tam tersini yapıyor. Batılıların bir zamanlar kutsal kitaplarında ki verileri doğrulamak için kitapta yazılanlar doğrultusunda yola çıkıp yaptıkları aştırmaları hüsranla sonuçlanmıştır. Müslümanlar ise günümüzde bilimsel araştırmaların sonucuna bakarak kitaba uydurmaya çalışıyorlar. Bir zamanlar batılıların yaptıklarını yani kitabı bilimsel araştırma yapıp doğrulamak yerine, yapılan bilimsel araştırmaları kitaba uydurmaya çalışıyorlar. Tam bir panik içindeler. Bir Kuran da geçen yağmurla yağan toprak titreşmesinden iyonlara, izotoplara, Brownian hareketine varıyorlar. Bir iki kelime birden yüzlerce cümlede anlam buluyor. Hem de Latince, İngilizce bilimsel terimlere dönüşüveriyor.
Bilisel buluşları Kuran’a uyduracaklar, mucizeler yaratacaklar diye ortaya hilkat garibesi teorilerle çıkmaktadırlar. İşte size bunlardan bazı örnekler…
Süleyman için de, fırtına biçiminde esen… rüzgâra (boyun eğdirdik) ki, kendi emriyle, içinde bereketler kıldığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi bilenleriz. (Enbiya Suresi, 81) Yukarıdaki ayetten anlaşıldığı üzere Allah, rüzgârı, Hz. Süleyman’ın emrine vermiş ve çeşitli işlerinde bir araç olarak kullanmasına imkân sağlamıştır. Bu ayetle, Hz. Süleyman döneminde olduğu gibi, gelecekte de rüzgâr enerjisinin, teknolojide kullanılacağına işaret ediliyor olması muhtemeldir.
Süleyman için de, sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgâra (boyun eğdirdik)… (Sebe Suresi, 12) Yukarıdaki ayette yer alan “… sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgâra (boyun eğdirdik)…” ifadesi ile de Hz. Süleyman’ın çeşitli bölgeler arasında hızlı bir şekilde hareket ettiğine dikkat çekiliyor olabilir. Hz. Süleyman, kendi döneminde, günümüzdeki uçak teknolojisine benzer bir teknolojiyi kullanıp, rüzgârla hareket eden vasıtalar meydana getirmiş ve bunlar aracılığıyla birbirine uzak mesafeleri kısa sürede almış olabilir.
Dolayısıyla yukarıdaki ayetlerle, günümüzdeki yüksek uçak teknolojisine dikkat çekiliyor olması muhtemeldir.
Hz. Süleyman günümüzden 3000 yıl önce yaşamıştır. Kaldı ki mucize denilen Kuran da hiç bir olay ya da kişi için ne zaman olduğuna ve yaşadığına dair tek bir tarih verilmemiştir. Bu da Kuranı gelişi güzel bir mitoloji kitabı yapmaya yeter ve artar.
Bir uçak yapabilmek için gerekli teknoloji o dönemde olması imkânsızdır. Kaldı ki ayette herhangi bir araca atıfta bulunmuyor. Eğer Süleyman o dönemde uçağa benzer bir araç yaptıysa muhakkak bu bilgi diğer tarihi kayıtlarda da geçerdi. Hem olay sadece uçak yapmakla bitmez. Uçağın inip kalkacağı bir pist, pist için asfalt ve beton, beton için çimento, yön bulmak için radar, radar için ekran, uçağı çalıştırmak için yakıt, yakıt için petrol, petrol için rafineri, rafineri için demir-çelik v.b. gibi şeyler gereklidir. Eğer o zaman bunlar biliniyorsa neden sadece uçak yapımında kullanılmıştır bu malzemeler? Diğer alanlarda kullanılsaydı günümüze bir takım kalıntılar illa ki gelirdi…
İkinci Perde:
Nihayet karınca vadisine geldiklerinde, bir dişi karınca dedi ki: “Ey karınca topluluğu, kendi yuvalarınıza girin, Süleyman ve orduları, farkında olmaksızın sizi kırıp-geçmesin.” (Neml Suresi, 18)
Üstteki ayette “Karınca vadisi” denen özel bir yere ve özel karıncalara dikkat çekilmektedir. Hz. Süleyman’ın, karıncaların kendi aralarındaki konuşmalarını duymasında da, bilgisayar teknolojisinde yaşanacak olan gelişmelere yönelik bazı dikkat çekici işaretler bulunuyor olabilir. Günümüzde “Silikon Vadisi” terimi teknoloji dünyasının merkezini ifade etmektedir. Hz. Süleyman kıssasında da bir “karınca vadisi”nden bahsedilmesi son derece manidardır. Allah bu ayetle gelecekte yaşanacak olan ileri bir teknolojiye dikkat çekiyor olabilir.
Fazla yoruma gereç yok yukarıdaki ayet ve açıklamaları için. Tek diyeceğim şey acaba Kurtlar vadisi hakkında bilgi var mı?
Acaba bu yorumları islam alemi mi yapıyor yoksa sizmi? Kuran tarih kitabı değilki tarih versin Kuran yaşam kitabıdır. Teferruatla ilgilenmez. Bu anlattıklarınzı duymadım okumadım ama big bang patlamasını biliyorum. "Biz göğü 'büyük bir kudretle' bina ettik ve şüphesiz. Biz, (onu) genişleticiyiz." (Zariyat Suresi, 47) Yani dünyanın ve evrenin bir başlangıcı var. Yani dünya ve evren yoktu yok, yok olan birşey bir patlama sonucu kendiliğinden nasıl varolur. Hiç bir kuralı olmayan bir patlama sonucu dağılan parçacıkların, galaksileri, yıldız sistemlerini ve içinde dünyamızın yer aldığı Güneş sistemini kendi kendine oluşturduğu gibi bir sonuca varılamaz. Tek bir atomun bile, içerdiği olağanüstü sistemlerle kendi kendine şekillenmesi düşünülemezken koca bir evrenin bir patlamanın "kudretiyle" oluştuğunu söylemek akıldışı bir yaklaşımdır. Bunların hepsi de yine Allah'ın ilmiyle gerçekleşmiştir. Nitekim Kuran'da Allah'ın önce "gökleri" yarattığını, daha sonra yeryüzünü düzenlediği, onda dağları varettiği ardından atmosferi düzenlediği, en sonra da canlıları var ettiği bildirilmektedir. Aynı şekilde, Kuran ayetleri Allah'ın evrendeki tüm varlıkları sürekli yönettiğini bildirmektedir:
YanıtlaSil"Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı. Emir, bunların arasında durmadan iner; sizin gerçekten Allah'ın her şeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah'ın ilmiyle her şeyi kuşattığını bilmeniz, öğrenmeniz için." (Talak Suresi, 12)
"Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri zeval bulurlar diye (her an kudreti altında) tutuyor. Andolsun, eğer zeval bulacak olurlarsa, kendisinden sonra artık kimse onları tutamaz. Doğrusu O, Halim'dir, bağışlayandır." (Fatır Suresi, 41)
Kuran 1500 yıl önce yazılmış içinde evrenin sırrı yada herhangi bir bilimsel veri içermeyen bir kitaptır. ayrıca çok saçma bir anlatım mevcuttur tanıdığım zeka seviyesi normal olan arkadaşlarıma zorla okuttuğum ve bu nasıl bir kitap yorumunu sürekli duyduğum için herkesin okumasını şiddetle tavsiye ederim. Bu kitabı yazanlar günümüzde yaşasaydı ilk okulu bile bitiremezlerdi ama her ne hikmetse günümüz insanı bu saçma ve absürt kitabın gerçekliğine okumadıkları halde sonuna kadar inanmaktalar ve kendilerini de zeki sanmaktalar... Size kuran da dahil olmak üzere tüm kitapların yalandan ibaret olduğunu kanıtlayabilirim. tüm dinler aynı temel üstüne kuruludur tanrı ademi yaratır ve tüm meleklerin ona secde etmesini ister şeytan secde etmediği için direk cehenneme gönderilir ben ise tanrının varlığına inanmıyorum ve sürekli dalga geçiyorum bana gücü yetmiyor herhalde :) şimdi zeka seviyesi düşük olan insan türünün yapacağı yorum belli ölünce görürsün sen, bende merak ediyorum müslümanlar ölünce ne görecek cennette sınırsız şaraplar ve huriler mi ? kuranın vaat ettiği saçmalıklardan biri sadece orda yazan sınırsız şaraplar ve huriler çok düşündürücü sanki alkol ve seksten ibaret bir yer... Bu kuranda yazan bir ayettir müslümanları cennette sınırsız şaraplar ve temiz eşler beklemektedir. muhammet ölmeden dünyasını cennete çevirmiş zate 12 evlilik bende yapsam cennette hissederdim kendimi :) :) :) ne güzel dünya değil mi???
YanıtlaSil