16 Kasım 2008

Tanrı'nın Varlığı

Bu yazida, Tanri'nin varligina dair teistler tarafindan getirilen cesitli argumanlara deginecegiz.

Tanri'nin varligina dair sunulan belli basli argumanlar sunlardir:

1) Kozmolojik arguman: Bu argumana gore, Tanri bastan varolmalidir ki, evreni baslatan bir ilk sebep olabilsin.
2) Ontolojik arguman (varlik argumani): Bu aslinda bir argumanlar grubunun genel adidir. Burada genellikle kendisinden daha buyugu tahayyul edilemeyecek kavramlar konu edilir ve Tanri "en buyuk", "en yuce", "en yetkin", ya da "varolmamasi mumkun olmayacak", vs. bir kavram olarak tanimlanir. Bu tanimlardan mantiksal cikarsama yapilarak Tanri'nin varoldugu iddia edilir. "Varlik" kavraminin kendisinin Tanri'nin varliginin bir delili oldugu soylenir ve Tanri genellikle "Varolmamasi mumkun olmayan" bir varlik olarak tanimlanmaya calisilir.
3) Teleolojik arguman (dizayn argumani): Dogada dizayn oldugu fikrine dayanan argumanlarin genel adidir.
4) Ahlak argumani: Iyi ve kotu kavramlari ve genel olarak ahlakin Tanri olmadan tanimlanamayacagini savunur.
5) Transendental arguman: Bu argumana gore, mantik, bilim ve ahlak gibi seyler Tanri olmadigi takdirde anlasilamazlar.
6) Cogunluk argumani: Dunyanin dort bir yaninda insanlar caglar boyunca Tanri'nin varligina inandilar. Bu yuzden Tanri'nin varolmamasi pek ihtimal dahilinde degildir diyen arguman.
7) Antropolojik arguman (mukemmellik argumani): Zihnimizdeki mukemmellik kavraminin mumkun olmasinin ancak ve ancak boyle bir mukemmelligin (Tanri'nin) varolmasi durumunda mumkun olacagini ifade eden arguman.
8) Sonsuzluk argumani: Tanri'yi mutlak sonsuz olarak tanimlar ve varolmasi gerektigini iddia eder.
9) Tanik argumani (dinsel tecrube, ya da mucize argumani): Dinsel veya mucizevi tecrubelere dayanan argumanlar.
10) Dinsel kisi ve kaynaklara dayali arguman: Ornegin Muhammed'in hayatini veya kurani ornek gostererek, bunlarin mevcut dinin gecerliligine ve guvenilirligine isaret ettigini, dolayisiyla, bu dine ait temel kavramlarin (Tanri'nin varligi gibi) dogru olmasi gerektigini iddia eden arguman.
11) "Ya Varsa" argumani: Tanri yoksa benim kaybedecegim birsey yok, ama varsa inancsiz birinin kaybedecegi cok sey vardir diyen ve buna dayanarak Tanri'nin varliginin kabul edilmesi gerektigini soyleyen arguman.

Burada listelenenler disinda bir Tanri argumani varsa bile cok nadir rastlanan ve dile getirenin bile cok guclu gormedigi bir arguman olsa gerektir. Zaten bu liste, karsilasacaginiz Tanri delillerinin %99'unu kapsayacaktir.

Bu argumanlarin pek coguna sadece kisaca deginmek kafi olacaktir. Cunku bunlarin cogu zaten dile getirenlerin bile cok ciddiye almadigi argumanlardir. Bu listede sadece ilk 3 arguman inanirlarin israrla dile getirdigi ve Tanri'nin varligini kanitladigini dusundukleri onemli argumanlardir. Diger argumanlar, bir bakima, bu ilk uc argumana bakarak Tanri'nin varligina ikna olmus bir zihnin inancini daha da pekistirmek icin kullanilan yan argumanlardir denebilir.

Bu listedeki argumanlar uzerinde konusmayi bitirdigimizde, ilk 3 argumanin bile ne kadar curuk oldugunu gorecek (ki digerlerinin cogu zaten ciddiye bile alinmayacak argumanlardir) ve inanir biri bile olsaniz, buyuk ihtimalle inancin akil, mantik ve kanit isinden cok, duygu, kalp, iman ve gonul gozu isi oldugunu dusunmeye baslayacaksiniz.

Kozmolojik Arguman

Bu argumana bazen "ilk sebep" argumani da denir.

En basit sekliyle arguman soyle ifade edilebilir:

1. Bazi seylerin sebebi vardir.
2. Hicbirsey kendi kendisinin sebebi olamaz.
3. Oyleyse, sebebi olan hersey, kendisi haricinde birsey tarafindan sebep olunmus demektir.
4. Nedensellik zinciri zamanda sonsuza kadar gidemez.
5. Nedensellik zinciri sonsuza gidemezse, demek ki bir ilk sebep olmak zorundadir.
6. Tanri, sebebi olmayan ilk sebep demektir.
7. Demek ki Tanri vardir.

Bu arguman, gunumuzde ifade edilen en tutarli sekliyle boyledir denebilir. Cunku aslinda bu argumanin karsilasabileceginiz her sekli bu kurgu uzerinde kurulmaz. Ornegin 1 numarali onculun "Her seyin bir sebebi vardir" seklinde ifade edildigi ornekleri mevcuttur kozmolojik argumanin, ki bu sekliyle arguman kendi icinde celiskili bir hal almaktadir, cunku her seyin bir sebebi olmali deyip, Tanri'ya sebepsiz demenin yarattigi celiski cok acik bicimde siritmaktadir. Bu yuzden, argumanin daha sofistike bicimlerinde ilk oncul degistirilmis ve "Bazi seylerin sebebi vardir" sekline donusturulmustur.

Benzer sekilde, argumanin bazi orneklerinde 2 numarali oncul de bulunmamakta ya da baska sekilde ifade edilmektedir. 1 numarali onculu "Bazi seylerin sebebi vardir" degil, "Her seyin bir sebebi vardir" seklinde ifade edenler, bu durumda Tanri'yi kendi kendisinin sebebi olan sey olarak da tanimlayabilmekte, dolayisiyla 2 ve 3 numarali onculleri argumandan cikarabilmektedirler.

Fakat, degisik bicimlerine rastlanabilse de, sonucta argumanin ozu yukarida ifade edilen mantik yurutmede yatmaktadir.

Bu argumanin temel zayifligi bazi oncullerinin gecersizligi, veya gecerli olup olmadiklarinin gosterilmemis oldugudur.

Ornegin burada ornek verdigimiz sekliyle, argumanin 4 ve 6 numarali onculleri suphe altindadir. Eger 1 numarali arguman "Her seyin bir sebebi vardir" diyor olsaydi, bu arguman da saldiri altina alinacakti. Cunku bu durumda hem sebepsiz bir Tanri tanimlamak celiskili olacak, hem de her seyin bir sebebi oldugu kanitlanmamis oldugundan, onculun gecerliligi sorgulanacakti. Zaten her seyden once, "Her seyin bir sebebi vardir" onermesi dogrulugu kendiliginden menkul bir onerme degildir ve kanita ihtiyac gosterir. Bu oncul, sadece gunluk hayatimizdaki gozlemlerimizden cikan birseydir ve tum evrene ve tum zamana uygulanabilecek bir ifade olup olmadigi suphelidir. Ayrica, modern kuantum fizigi, bize sebepsiz varoluyor gibi gozuken pek cok olay sunmaktadir. Dolayisiyla her seyin sebebi olmasi gerektigi iddiasi dogrulugu supheli bir iddiadir.

Fakat argumanin bizim bu yaziya aldigimiz seklinde, 1 numarali onculde sozkonusu problem bulunmamaktadir. Bu sekliyle argumanin zayif yonleri 4 ve 6 numarali oncullerdir. 4 numarali oncul, kanitlanmadan argumana alinmistir. Pekala da nedensellik zincirinin sonsuza kadar gidebilir ve aksini dusunmek icin ortada bir sebep bulunmamaktadir. 6 numarada ise Tanri keyfi bir bicimde tanimlanmistir. Aslinda bu yazi dizisinin ilerleyen bolumlerinde de goreceginiz gibi, Tanri kavraminin keyfi bicimde tanimlanmasi teizmde cok sik karsilasilan bir tavirdir. Tanri'ya sebebi olmayan ilk sebep deyip, bu tanimin semavi dinlerin Tanrisini ifade ettigini savunmak, en kibar ifadesiyle safcadir.

Son zamanlarda, Big Bang teorisinin isiginda, bazi teologlar, bu argumani daha degisik bicimde formulize etmenin de yoluna gitmislerdir. Ornegin bu argumanin Big Bang teorisine dayali sekli:

1. Varolmaya baslayan her seyin bir sebebi vardir.
2. Evren varolmaya baslamistir.
3. Demek ki evrenin bir sebebi vardir (Tanri).

Argumanin bu seklinde ise, Big Bang teorisinin dogru oldugu varsayimi altinda 1 ve 3 numarali ifadeler suphe altindadir. Ki aslinda Big Bang teorisinin dogru oldugu da suphelidir (yani 2 numara da suphe altindadir). Big Bang teorisi sadece mevcut alternatifler arasinda en populer olanidir, yoksa dogrulugu kesin degildir, hatta gunumuzde Big Bang teorisinden suphe eden cok sayida saygin kozmolog bulunmaktadir. (Bu konuda arsiv forumda actigim Big Bang teorisiyle ilgili basliklar okunabilir). Fakat Big Bang'i dogru kabul edersek, argumanin bu seklinde zayif kisimler 1 ve 3 numarali maddelerdedir.

1 numarali ifade, yine yukarida ifade ettigimiz gibi dogrulugu mechul bir ifadedir. Gunumuzde modern fizik, atomalti parcaciklar ile ilgili deneylerde sebepsiz pek cok kuantum olayi gozlemektedir. Kuantum dunyasinda parcaciklar sebepsiz yere varolmakta ve yokolmaktadirlar. Dolayisiyla, varolmaya baslayan her seyin bir sebebi olmasi gerektigini farzetmemiz icin yeterli bir sebep yoktur.

Argumanin 3 numarali maddesinde ise, yine yukaridaki ornege benzer sekilde Tanri keyfi bicimde tanimlanmistir. "Evrenin sebebi = Tanri" derseniz bu arguman birsey ifade eder ama Tanri'yi evrenin sebebine indirgemek sadece semavi dinlerin Tanrisinden uzaklasmak anlamina gelmez, ayni zamanda Tanri kavramini tamamen bulanik ve netlikten yoksun bir hale donusturur. Cunku evrenin sebebi, eger varsa, pek cok sey olabilir. Bu sebepten dinlerin Tanri'sini anlamanin gecersizligi bir mantik yurutme oldugu cok aciktir.

Bu arguman, Tanri hakkinda, varoldugu haricinde hicbirseyi kanitlamayi hayal dahi edemez. Ornegin Tanri'nin bir oldugu, her seye kadir oldugu, sonsuz iyi oldugu, vs. gibi ifadeler, bu argumanin kanitlayabilecegi seyler degildir. Argumanin bir seyi kanitlamaya en cok yaklastigi nokta (ki burada da birsey kanitlayamaz), evrenin bir sebebi olmasi gerektigidir. Fakat evrenin bir sebebi olmasi gerektigi gosterilmis olsa bile, bu sebebin ne oldugu mechuldur.

Kozmolojik argumanin curutulmesinde, ateistler genellikle su noktalara saldirirlar:

1. Tum olaylarin nedensel oldugu,
2. Ilk nedenin semavi dinlerin Tanri'si oldugu,
3. Argumanin tutarliligi

Bunlarin ilk ikisine zaten degindik. Bir de ucuncusune deginmek istiyorum. Kozmolojik argumanin tutarliligi suphe altindadir. Cunku bu argumanin hemen hemen her bicimi kendi icinde celiskilidir. Bu arguman nedensellik zincirini hem bitirmeye, hem de devam ettirmeye calisir.

Kozmolojik arguman evrene sebep aramaktadir, fakat bunu yaparken aciklama olarak kendisi sebepsiz olan bir kavram (Tanri) onermektedir. Bu durumda, zaten yola cikis gayesiyle celismektedir. Eger amac sebebi olmayan seylerden kurtulmak ve her seyin sebebi konusunda ikna edici bir aciklamaya kavusmaksa, kendisi sebepsiz olan bir kavrami isin icine katarak bu nasil basarilacaktir? Tanri sebepsizdir demek, evren sebepsizdir demekten daha mi aciklayicidir? Biraz tutarli sekilde bakildiginda, aslinda gorulecektir ki bu argumanin acikladigi hicbirsey yoktur. Hatta eger birseyler sebepsiz olabiliyorsa (ornegin bu argumana gore Tanri), onun yerine sebebi aranan temel seyin sebepsiz oldugunu dusunmek (yani evren) daha basit ve daha temel bir aciklamadir. Felsefede "occam's razor" (occam'in bicagi) denen, ya da bilimde "tutumluluk ilkesi" denen ilkeye gore, aciklamalarin en sade sekli alinmalidir. Eger bir kavram, bir aciklamanin aciklayiciligine hicbirsey katmiyorsa, toplamadaki "0" (sifir) gibi etkisiz bir elemansa, o zaman bu kavrami aciklamaya almanin bir anlami yoktur. Bu ilke, Tanri problemine ve kozmolojik kanita uygulandiginda evrene sebepsiz demenin Tanri'ya sebepsiz demekten daha basit bir aciklama olmasi sebebiyle, Tanri kavramindan vazgecmemiz gerektigi anlamina gelecektir.

Kisacasi, kozmolojik arguman zannedilenin aksine oldukca curuk bir argumandir.

Ontolojik arguman (varlik kaniti)

Bu aslinda bir argumanlar grubunun genel adidir. Burada genellikle kendisinden daha buyugu tahayyul edilemeyecek kavramlar konu edilir ve Tanri "en buyuk", "en yuce", "en yetkin", ya da "varolmamasi mumkun olmayacak", vs. bir kavram olarak tanimlanir. Bu tanimlardan mantiksal cikarsama yapilarak Tanri'nin varoldugu iddia edilir. "Varlik" kavraminin kendisinin Tanri'nin varliginin bir delili oldugu soylenir ve Tanri genellikle "Varolmamasi mumkun olmayan" bir varlik olarak tanimlanmaya calisilir.

Eski hristiyan teologlarindan Aziz Anselm'in ilk olarak ortaya koydugu orijinal sekliyle ontolojik kanit asagidaki gibidir:

1. Tanri kendisinden daya buyugu tahayyul edilemeyecek olandir.
2. Hersey ayni kalmak uzere, hem zihinde hem de gercekte varolan bir varlik, sadece zihinde varolan bir varliktan daha buyuktur.
3. Demek ki Tanri hem zihinde hem de gercekte vardir.

Anselm, Tanri'yi mukemmel bir varlik olarak tanimlamistir. Eger birseyden daha mukemmeli tanimlanabiliyorsa, Tanri bu daha mukemmel olan olmaliydi Anselm'e gore. Bu durumda Anselm demistir ki, zihnimizde mukemmel bir varlik yaratmis isek, fakat bu mukemmel varligin gerceklikte karsiligi yoksa, gerceklikte karsiligi olan baska bir mukemmel varlik, bu ilkinden daha mukemmeldir. Tanri en mukemmel varlik olduguna gore ise, hem zihnimizde, hem de gercekte varolmalidir demistir.

Anselm'in argumanina gelen en eski kayitli itirazlardan biri Gaunilo'nun itirazidir. Gaunilo, okurlarindan bir ada hayal etmelerini istemistir. Oyle ki bu ada, hayal edebilecekleri en mukemmel ada olsun. Simdi, elbette ki boyle bir ada gercekte yoktur. Fakat burada Gaunilo der ki, demek ki biz mumkun olan en mukemmel adayi hayal etmiyoruz. Cunku oyle olsaydi, bu hayal ettigimiz ada varolurdu. (Hem zihinde hem gercekte varolan, sadece zihinde varolandan daha mukemmel olduguna gore). Bu sekilde dusunuldugunde, argumanin absurdlugu ortaya cikmaktadir. Fakat Gaunilo, bunun Anselm'in argumanindan farksiz oldugunu basarili bir sekilde ortaya koymustur.

Ayrica, Douglas Gasking (1911-1994) baska bir yonden bu argumana itiraz getirmistir. Gasking'e gore, yokluk varliktan daha mukemmel bir durumdur. Cunku varlik asimetriktir ve mukemmelsizligi yuzunden kendi parcalariyla etkilesim halindedir. Eger mukemmel olsaydi, statik olurdu. Yokluk Gasking'e gore sinirsiz, zamansiz ve basittir. Yani mukemmeldir. Varlik ise zaten sinirlariyla tanimlidir. Buradan cikarak Gasking Tanri'nin varolmadigina dair bir kanit sunmustur:

1. Evrenin yaratilmasi akla gelebilecek en buyuk basaridir.
2. Bir basari kendi ic kalitesinin ve yaraticisinin yeteneginin bir urunudur.
3. Yaratanin yetenegi ne kadar az ise, yaratilanin handikapi daha az olacagindan, sonucta ortaya cikan basari o derece buyuktur.
4. Bir yaraticinin sahip olabilecegi en buyuk handikap varolmamasi olurdu.
5. Oyleyse, eger evren varolan bir yaraticinin urunuyse, biz zihnimizde daha buyuk bir yaraticiyi hayal edebiliriz, ki bu varolmadan yaratan biri olurdu.
6. Demek ki Tanri yoktur.
(Gasking's Proof', Analysis Vol 60, No 4 (2000), pp. 368-70)

Goruldugu gibi, sadece zihinde yapilan tanimlar ve onlardan cikan mantiksal cikarsamalarla bir yere varilamaz. Bu tur cabalar neyi nasil tanimladiginiza ve oncullerinizin neler olduguna bagli olarak Tanri'nin varoldugunu da kanitlayabilir, varolmadigini da.

Bu mantigin baska ornekleri de vardir. Ornegin Descartes'in ve Leibneitz'in Tanri kanitlarini da burada ornek olarak verebiliriz. Cunku bunlarin tumu benzer cabalardir.

Ornegin Descartes'in Tanri kaniti:

"Tanri 'En Yetkin' ve 'En gerçek' varlik olduguna gore boyle bir kavrami benim zihnime kim sokmus olabilir? Ben 'En Yetkin' ve 'En Gercek' ozelliklerine sahip bir varlik degilim, oyleyse bu dusunceye ben kendim ulasamam. Cevremde gordugum varliklarin da hicbiri bu ozelliklere sahip degil. Oyleyse bu fikri benim zihnime kendisi 'En Yetkin' ve 'En Gercek' olan bir varlik, yani 'tanri' koymus olmalidir."
Bu tur dusunce tarzindaki birinci yanlis, tanimlanan bir seyin varolmasinin zorunlu zannedilmesidir. Ornegin ben efsanelerdeki kanatli ati veya Noel babayi tanımlayabilirim, fakat bu onlarin gercek dunyada karsiliklari oldugu anlamina gelmez. Bir seyin zihinlerimizde varolmasiyla gercekte de varolmasi ayni sey degildir.

Buradaki ikinci yanlis ise, bu akil yurutmenin mantikta "dongusel akil yurutme" (circular reasoning) denen turde bir dusunce tarzi olmasidir. Bu tur akil yurutmelerde ulasilmak istenen sonuc yola cikilan baclangic noktalarinda gizli olarak icerilir. Ornegin burada, yapilan Tanri tanimi, sonucta ulasilmak istenen amaca (tanrinin var olmasi) hizmet edecek tarzda secilmistir. Bu tur bir mantik yurutme, dusunce bicimi olarak yeni bir bilgi vermez. Ancak baslangictaki oncullerden birinde icerilen bir bilgiyi aciga cikarmaya yarar.

Disaridan gelen hicbir veri kullanmadan sadece zihinde yapilan tanim ve mantiksal cikarimalarla Tanri'nin varligini kanitlama fikri caglar boyunca pek cok filozofa cazip gelmis olmasina ragmen, her zaman bos cikmistir. Cunku sadece zihinde yapilan bir muhakemeyle Tanri gibi bir kavramin varligi gosterilemez. Bu amacla yapilan her dusunce zinciri, bir kedinin kendi kuyrugunu kovalamasina benzer sekilde donguseldir. Tanri'dan cikar, Tanri'ya varir. (Tanri'nin varolmadigindan ciktiginda ise, varolmadigina varir). Baslangicta icerilenden daha fazla bilgi veremez sirf akilda yapilan muhakemeler. Dolayisiyla, Tanri'nin varligini oncullerinize gizlemelisiniz ki, mantik yurutmeniz sonucunda Tanri'nin varligina ulasabilesiniz.

Teleolojik arguman (dizayn argumani)

Bu argumana "dizayn" ya da "tasarim" argumani da denir.

Arguman, genel sekliyle asagidaki gibi ozetlenebilir:

1) Oncul: X zeki bir tasarim urunudur.
2) Oncul: X insanlar tarafindan tasarlanmamistir.
3) Oncul: Tasarim yapabilecek varliklar insan (ki vardir) ve Tanri'dir (varolabilir de olmayabilir de).
4) Eger Tanri yoksa, demek ki X Tanri tarafindan tasarlanmamistir.
5) Fakat X tasarlanmis olduguna gore (oncul 1) ve insanlar tarafindan tasarlanmadigina gore (oncul 2), ve tasarim yapabilecek varliklar insan ve Tanri'dan ibaret olduguna gore (oncul 3), demek ki X Tanri tarafindan tasarlanmis olmalidir.
6) Dolayisiyla, demek ki Tanri vardir.

Bu argumanda X duruma gore evrenin tumu olabilir, evrimsel surec olabilir, insan olabilir, belli bir hayvan ya da canli olabilir, ya da bir organ (ornegin goz, beyin) olabilir, ya da bir yetenek (ornegin dil ve konusma) olabilir. Ya da evrenin temel sabitleri olabilir. (Antropik prensibe gore bu sabitlerin zeki bir canliya yol acacak bir evrimsel sureci meydana getirecek yonde ince sekilde ayarlandigi fikri de dizayn argumaninin savunucularinin dile getirdigi populer fikirlerdendir).

Bu arguman Tanri kanitlari arasinda gorunuste en guclu olan ve dolayisiyla gunumuzde de en populer olandir. Ornegin, ABD'de bilimsel yaratiliscilik akiminin savunuculari, yaratiliscilik adi verilen sozde teorilerini okullarda ders kitaplarina sokma konusunda bir turlu istedikleri basariya ulasamayinca, yaratiliscilik teorisi yerini daha sofistike ve gunumuzde daha populer olan "intelligent design" (zeki tasarim) teorisine birakmis durumdadir. Ve bu teorinin de temelinde teleolojik arguman vardir.

Teleolojik arguman'in karsitlari 2 numarali onculu genel olarak kabul etmekle beraber, 1 ve 3 numarali oncule karsi cikmaktadirlar.

1 numarali oncul

1 numarali oncul, bir objeyi incelemek yoluyla onun zeka urunu olup olmadiginin anlasilabilecegini farzeder. Ornegin Dunya disinda zeki yasam arama arama projesi olan SETI (Search for Extra Terrestrial Intelligence)'in altinda da benzer bir kabul oldugu soylenir. Bu proje, uzaydan gelen elektromanyetik dalgalarin analizini yaparak, rastgele olusmus dogal kokenli elektromanyetik dalgalar ile, bir zeki uygarlik tarafindan meydana getirilmis dalgalar arasinda fark bulacagini farzeder. 1 numarali oncule karsi cikislarin bir turu, bu kabulu sorgulamak uzerine kuruludur. Ve bu fikirdeki kisilere gore, SETI de bos bir cabadir, bir nesneye bakarak dizayn edilmis olup olmadigina karar veren diger her turlu ugras da.

1 numalari oncule yapilan diger bir itiraz turu ise, bir objeye bakarak dizayn edilmis olup olmadiginin bazi durumlarda bilinebilecegini, fakat bunun cok ince, karmasik ve tartismaya acik bir konu oldugunu soylemek uzerine kuruludur. Bu konuda fikirler farkli olmakla birlikte, mevcut kanilardan biri, bazi objelerin dizayn urunu olup olmadiginin kolayca soylenebilecegi, bazilarinin ise soylenemeyecegidir. Bir seyin zeka urunu olup olmadigini soylemeye yonelik yontemler ve formuller gelistirme cabalari da mevcut fakat herkes tarafindan genel kabul goren yontemler olmaktan uzaktirlar.

Cunku bu yontemler genellikle dizayn urunu olan nesne ya da surecte paternler aramak uzerine kuruludur ve karsitlari tarafindan ise bu bakis acisina yeterince buyuk bir rastgele dizi icinde paternlerin ortaya cikmasinin olasilik kurallari geregi bir zorunluluk olmasi yuzunden karsi cikilmaktadir.

Nesnelere bakarak dizayn edilmis olup olmadiklarinin soylenebilecegi farzedilse bile, konu teistlerin dizayn edilmis oldugunu iddia ettikleri seylerin gercekten dizayn edilmis olup olmadiginin tespiti noktasinda problemli hale gelmektedir. Cunku teistler de dahil hic kimsenin, dizayni uzaktan tanimaya yonelik hatasiz ve herkes tarafindan hemfikir olunan bir yontemi yoktur. Teistlerin onerdigi bu yontemler genellikle dizan urunu olmadigi herkes tarafindan kabul edilen, fakat teistin dizayn tespit yontemine gore dizan edilmis kabul edilmesi gerekecek ornekler verilmek suretiyle curutulur. (Yani yontemin gecersizligi gosterilmek suretiyle). Cunku teistin konu ettigi ve dizayn urunu oldugunu iddia ettigi seyler, dizayn urunu olup olmadigi kolayca soylenemeyecek, ya da hatta pek cok durumda dizayn urunu olmadigi rahatca soylenebilecek seylerdir.

Teleolojik argumanin basit bicimlerinde, bir surecin (ornegin yasam) kompleksligi tek basina bir dizayn gostergesi olarak sunulmaya calisilir. Fakat bu dusunce tarzi mantik ve dusunce yanlislarindan "argumentum ad ignorantium" (argument from ignorance)'a uydugu gerekcesiyle reddedilmektedir (yani "cehaletten cikan arguman"). Bu dusunce yanlisina bazen "argument by lack of imagination" (hayalgucu eksikliginden arguman) da denmektedir. Bu kisaca, birseyin nasil oldugu aciklanamiyorsa, ya da sozkonusu kisi aciklayamiyorsa, o seyin olmadigi, ya da varolamayacagini one surmektir. Ki pek cok ornek verilerek bu dusunce yanlisinin neden bir dusunce yanlisi oldugu mantik ve felsefe kitaplarinda yeterince ayrintili sekilde gosterilmektedir.

Dolayisiyla, herhangi birseyin sirf kompleks oldusu gerekcesiyle dizayn edilmis kabul edilemeyecegi aciktir. (Kompleks olan fakat dizayn edilmemis oldugu genel kabul eden pek cok surec, ornegin atmosferik olaylar, bulutlarin hareketi, vs. bulunmaktadir).

Teleolojik argumanin daha sofistike bicimlerinde, dizaynin tespitinde "irreducable complexity" (indirgenemez komplekslik) gibi kavramlar kullanilir. Michael Behe tarafindan one surulen bu kavrama gore, bazi objeler, herhangi bir alt parcasini cikardiginiz takdirde islevlerini yitirirler. Yani ancak butun halde islevseldirler. Ornegin Michael Behe'nin bir ornegine gore, bir fare kapanini olusturan parcalarin bir tanesini cikardiginizda, elinizdeki duzenek artik fare kapani olarak islev gormez. Dolayisiyla, fare kapani "indirgenemez kompleks" bir duzenektir. Bu ise dizayn edilmis olmasindan kaynaklanir. Darwin's Black book adli kitabinda Behe, canli organizmalarin da (ornegin flagellum bakterisi gibi) indirgenemez kompleks oldugunu gostermeye calisir.

Fakat bu arguman, Behe ve yandaslari tarafindan ornek verilen organizmalarin aslinda iddia edildigi gibi indirgenemez kompleks olmadigi gosterilmek suretiyle curutulmustur. Cunku bir canli organizma veya bir organ pek cok durumda bazi kisimlari cikarildiginda da hala fonksiyonunu yerine getirebilmektedir. Yani verdikleri ornekler indirgenemez degil, indirgenebilir komplekslige sahiptir ve basitten karmasiga olusabilir. Nitekim, ornegin bu argumanin savunuculari tarafindan indirgenemez kompleks oldugu iddia edilen "goz" gibi bir organin evrimsel surecte cok ilkel bicimlerinden (isiga duyarli hucreler, fincan seklinde reseptorler, vs) cok daha gelismis bicimlerine kadar (insan gozu, ve hatta ondan daha iyi islev goren kartal gozu gibi) pek cok formunun oldugu, dolayisiyla gozun indirgenemez kompleks olmadigi gosterilmistir. Boylece, bu argumanin savunucularinin cok sevdigi "yarim goz, hic goz olmamasi gibidir" argumani curutulmustur, cunku yarim goz, veya hatta sadece isiga duyarli hucrelerden olusma bir duzenek, hicbir goz olmamasindan daha iyidir. Yani ortada basitten karmasiga gelisebilecek bir yapi vardir.

Ayrica, Behe'nin verdigi fare kapani orneginin dahi, aslinda indirgenemez kompleks olmadigi gosterilmistir. (Fare kapaninin bazi parcalarinin cikarilmasi suretiyle ortaya cikabilecek daha basit fare kapanlarinin, veya ona yakin fonksiyonlarin yerine getirilebilecegi duzeneklerin mumkun oldugu gosterilmistir).

Bunun disinda, bu tartismada onemli birbaska nokta evrim teorisinin bu konudaki aciklayiciligidir. Bugun bilimsel kamuoyunda yaygin kabul goren evrim teorisi, canliligin dogal secilim yoluyla basitten karmasiga dogru nasil degisim gosterdigini ve bu surecin bir dizayna gereksinim gostermedigini ortaya koymaktadir.

Teleolojik argumanin baska bir unlu ornegi olan "saat" argumani ise (bkz.sitemizdeki "Coldeki Saat Analojisi" yazisi), benzer sekilde, yolda bulunan bir saatin dogal sureclerle kendi kendine olustugu mu, yoksa dizayn edildigini mi dusunmek daha mantiklidir sorusundan yola cikarak, buradan canlilik ve canli organizmalarla baglanti kurar ve canliligin dizayn urunu oldugunu gostermeye calisir.

Bu tartisma da "indirgenemez komplekslik" tartismasiyla yakindan iliskilidir ve pek cok kompleks sistemin kucuk ve rasgele adimlarla basitten karmasiga olusabileceginin gosterilmesi yoluyla curutulebilmektedir. Bu konuda daha fazla bilgi icin Richard Dawkins'in "The Blind Watchmaker" (Kor saatci) kitabi okunabilir. Dawkins gostermistir ki, ornegin bir "goz"un evrimi konusunda evrimcilerin su an icin vermis oldugu aciklamalarin kesin olarak dogru olmasi dahi sart degildir, sadece olasi ve akla yatkin olmasi yeterlidir dizayn argumanini curutmek icin. (Cunku bu tur duzeneklerin dizandan baska yolla da olusabilecegi gosterilmis olacaktir bu sayede).

Teleolojik argumanin savunucularinin birbaska populer iddiasi, evrendeki kanunlar ve temel sabitler uzerinde, canlilik ve zekanin ortaya cikmasina sebebiyet verecek sekilde ince ayar yapildigi uzerinedir. Fakat bu da tamamen yanli ve gecerliligi olmayan bir iddiadir. Temel sabitlerin ve doga kanunlarinin baska tur olmasi durumunda da bugun anladigimiz anlamda olmasa bile, bir tur canlilik denebilecek turde kompleks yapilarin mumkun olabilecegi matematiksel hesaplamalar yoluyla gosterilmistir. (Bu konuda sitemizdeki Zeki Tasarimyazisini okuyunuz).

Ayni sekilde, ornegin DNA'nin rastgele ortaya cikisinin cok dusuk oldugunu gosteren matematiksel hesaplamalar (Hoyle, 1981) ve Penrose'un evrenin aynen bu sekilde varolmasinin olasiliginin cok dusuk oldugunu gosteren (10 uzeri 10 uzeri 123'te bir) hesaplar benzer sekilde teleolojik argumana kanitlar olarak sunulmaya calisilmaktadir.

Fakat sitemizdeki Zeki Tasarim yazisinda da degindigimiz gibi, bu hesaplar teleolojik arguman savunuculari tarafindan carpitilarak kullanilmaktadir. Cunku ornegin DNA'nin olusumuyla ilgili hesap, DNA'nin tamamen rastlantisal olarak olustugunu farzeder, ki gercekte DNA rastlanti ile doga kanunlarinin bir kombinasyonu sonucu olusmustur, tamamen rastlantisal degildir. Benzer sekilde Penrose'un hesabi ise, evrenin aynen bugun bildigimiz sekilde varolma olasiligina ait bir hesaptir, fakat evren baska bir sekilde varolsaydi canlilik diye birsey varolmayacakti anlamina gelmemektedir.

Kisacasi, simdiye kadarki cabalarda teleolojik argumanin degisik formlari canliligin ve evrenin ardinda zeka oldugunu gostermede yetersiz kalmistir.

3 numarali oncul

Dedigimiz gibi bu argumandaki 3 numarali oncul de sorgulanmakta ve gecersiz bulunmaktadir. Cunku bir seyin zeka urunu bir tasarim oldugu gosterilse bile, bu tasarimin ardindaki zekanin kokeni ve mahiyeti konusunda kesin konusulamaz. Bu oncul ise, bir seyin tasarim oldugu ve insan yapisi olmadigi gosterildiginde, bunu tasarlayanin semavi dinlerin Tanri'si oldugunu farzetmektedir. Halbuki biraz dusunuldugunde, bu kabulun gecersiz oldugu ve bir sartlanma urunu oldugu rahatca gorulebilir. Boyle bir zekanin kokeni icin sayisiz olasilik akla gelebilmektedir. (Bu konuda sitemizin yazilar sayfasindaki Evrenin Kokeni Uzerine Spekulasyonlar yazisi okunmalidir).

Teleolojik argumana bir karsi arguman

Teleolojik argumanin gecersizligini gostermek icin gelistirilmis bir karsi argumani da burada veriyorum:

1) Oncul: Teleolojik arguman dogrudur.
2) Demek ki zeki bir tasarimci mevcuttur.
3) Oncul: Bu zeki tasarimci da teleolojik arguman kapsamindadir, cunku zeka gerektiren birseyi tasarlayabildigine gore en az tasarladigi nesne kadar ya da daha fazla kompleks ve amac sahibidir.
4) Demek ki zeki tasarimcinin da bir zeki tasarimcisi olmalidir.
5) Sonsuz bir zeki tasarimcilar zinciri mevcuttur.
6) Oncul: Sonsuz bir zeki tasarimcilar zinciri mevcut degildir, cunku bu absurd bir dusuncedir.
7) Sonuc: Yukaridaki uc onculden biri yanlistir. (Bilin bakalim hangisi?)

Ahlak Argumani

Bu argumanin en basit bicimi sudur:

1) Eger ahlak kurallari (kanunlari) varsa, bu kanunlarin bir kanun koyucusu da olmalidir.
2) Ahlak kanunlari vardir.
3) Dolayisiyla, bu kanunlarin kanun koyucusu (Tanri) da varolmalidir.

Argumanin curuklugu buyuk ihtimalle okuyan cogu kisinin gozune carpacaktir. Yukaridaki maddelerin tumu suphe altindadir ve sorgulanir. Tanri'siz bir etik mumkundur ve bu defalarca gosterilmistir. Mutlak ahlaksal kurallarin varolmadigi, mevcut ahlak kurallarinin insan yapisi ve yerel oldugu da pek cok dusunur tarafindan dile getirilmistir. Ayrica, ucuncu madde dahi saldiri altindadir, cunku kanun koyucunun goksel dinlerin Tanri'si olmasi gerektigi de havada kalan bir iddiadir.

Ayrica, Tanri yoksa iyi ve kotunun tanimsiz ve anlamsiz olacagi, dolayisiyla Tanri'nin olmasi gerektigi seklinde dile getirilecek bir bakis acisinin, felsefi bir kanit degil, olsa olsa safca bir insani temenni olacagi da aciktir.

Bir de ahlak argumanina karsi uretilmis bir karsi arguman da vardir ki, burada dile getirmek istiyorum. Bu karsi arguman der ki, eger insanlari iyi davranmaya, ahlakli olmaya, kurallara uymaya, vs. iten faktor Tanri inanci ise, bunun dogal ve beklenen sonucu, inancsizlarin bu kurallari inanclilara gore daha fazla yikmalari gerektigidir. Burada cinayet, tecavuz, hirsizlik gibi suclardan, ya da escinsellik veya uyusturucu kullanimi gibi dinler tarafindan ahlak disi sayilan eylemlerden, hatta bosanma gibi yine dinlerin genellikle tasvip etmedigi eylemlerden bahsediyoruz.

Fakat mevcut istatistikler acikca gostermektedir ki, durum bu beklentinin tam tersidir.

- ABD'de Barna Arastirma Grubunun 1999'da yaptigi arastirmaya gore, inancli ciftler arasindaki bosanma orani inancsizlara gore daha fazladir.
- Hapishane istatistiklerinin gosterdigine gore, inancli kisilerin hapse dusme orani, ateistlere gore 40 kez daha fazladir.

Bu son veriyi yanlis anlamayin. Bu ateistlerin sayisinin inanclilardan cok daha az olmasindan kaynaklanmiyor. Inancli suclular ile toplam inanclilar arasindaki oran ile, ateist suclular ile toplam ateistler arasindaki oran karsilastiriliyor. Yani sonuc acik. Ateistler yasalara daha sadik, daha ahlakli!

Bu sonucu ilginc bulanlara, benim hic de ilginc bulmadigimi, hatta mantikli buldugumu soylemeliyim. Cunku, din genellikle ayak takiminin isidir. Fakir, cahil, okumamis ve toplumun alt tabakasindan olan kisiler toplumun diger kesimlerine gore daha dindar olma egilimindedir. (Bu da istatistiklerin gosterdigi bir gercektir). Suclular da daha cok bu kesimin icinden ciktigina gore, aslinda bu sonucta sasilacak bir taraf yoktur.

Fakat bizim bu yazidaki maksadimiz acisindan konuya yaklasirsak, tum bunlarin ahlak argumanini kolayca curuttugunu soyleyebiliriz.

Transendental Arguman

Bu argumana gore, mantik, bilim, ahlak gibi alanlar, hatta insan bilgisinin ve tecrubesinin tum alanlari, Tanri varolmadigi takdirde anlamsizlasir. Hristiyan inancindan farkli herhangi bir dusunce sekli, mantiksal olarak devam ettirildiginde, imkansiz ve absurd bir sonuc uretecektir, dolayisiyla, her seyin yerli yerine oturabilmesi icin, hristiyanlik ve hristiyanligin Tanri inancindan baslanmalidir.

Bu hristiyan teologlarin urettigi bir arguman oldugu icin, sadece ateizm icin degil, hristiyanlik disi diger inanc sistemlerini de (budizm, islam, vs) kapsayacak sekilde kullanilmaktadir hristiyan teologlar tarafindan. Dolayisiyla, musluman bir okur kesimine, bu argumani curutmek icin ugrasmak gerekmedigini dusunuyorum. Kendi islerine gelmeyen bu tur konularda, gerekli curutmeleri yildirim hiziyla yapabilmekle unludur bizim dincilerimiz.

Fakat en kisa bicimiyle soylenirse, aciktir ki bu arguman yanli ve dayanaksizdir. Insan bilgi ve tecrubesinin herhangi bir alani, hristiyan inancini, hatta genel olarak Tanri inancini gerektirmeden de yurur. Ahlakli ateistlerin, ateist bilim adamlarinin, vs. varolmasi zaten bunun gostergesidir. (Ya da ahlakli muslumanlarin, musluman bilim adamlarinin, vs. varligini da buna dahil edebiliriz).

Cogunluk Argumani

Bu arguman, caglar boyunca insanlarin Tanri'ya inandigini, bu derece genis bir kitlenin hemfikir oldugu bir fikrin yanlis olmasinin pek olasi gorunmedigini iddia ederek, Tanri'nin olmasi gerektigi sonucuna ulasmaya calisir.

Elbette ki ustunde bile durulmasi gerekmeyecek duzeyde zayif bir argumandir bu. Bir fikrin dogrulugu, o fikre kac kisinin inandigi ile ilgili degildir. Galilei bir zamanlar dogruyu soyleyen tek kisiydi.

Anatole France'in bir sozu de burada tam yerine oturuyor: "Aptal bir seyi 50 milyon kisi de soylese, o hala aptal bir seydir."

Mukemmellik Argumani

Zihnimizdeki mukemmellik kavraminin mumkun olmasinin ancak ve ancak boyle bir mukemmelligin varolmasi durumunda mumkun olacagini ifade eden bir argumandir.

Bu argumanda iki yanlis vardir. Birincisi, tanimlanan ve/veya zihinde canlandirilan herseyin gercek dunyada bir karsiliginin olmasi gerektigini farzetmesidir. Fakat dikkat ederseniz, boyle bir zorunluluk yoktur. (Noel baba, anka kusu, efsanelerdeki tek boynuzlu at, vs. zihnimizde canlandirilabilir, fakat bu onlarin gercekte varolduklari anlamina gelmez).

Bu argumandaki ikinci yanlis, dongusel bir akil yurutme olmasidir. Yani ulasmak istedigi sonucu cikis noktasinda gizli icerir. Ulasilmak istenen sonucun oncullerde gizlendigi bu tur akil yurutmeler, baslangicta yola ciktiklari noktanin icerdiginden daha fazla bilgi vermezler. Tanri'yi varolmasini gerektirecek sekilde tanimlayip, sonra buradan yola cikarak Tanri'nin varoldugunu soylemek, bir kedinin kendi kuyrugunu kovalamasindan farksizdir. Kurulumunda boyle bir yol izlenen argumanlar, felsefi acidan degersizdirler.

Sonsuzluk Argumani

Sonsuzluk diye bir kavram varoldugundan ve bilinen varliklarin hicbiri sonsuz olmadigindan, bu sonsuzlugu mumkun kilan veya kendisi sonsuz olan bir varlik olmalidir, ki bu da Tanri'dir diye ozetlenebilecek bir argumandir bu.

Fakat bu da zayif bir argumandir. Burada da yukarida acikladigimiz argumandaki hataya dusulmektedir. Yani dongusel akil yurutme. Ayrica, Tanri nasil tanimlanirsa tanimlansin, bu tanim ile Tanri'nin varolmasinin gerekliligi arasinda nedensel bir iliski yoktur.

Tanik Argumani (dinsel tecrube, ya da mucize argumani)

Dinsel veya mucizevi tecrubelere dayanan argumanlarin genel adidir.

Bu tur argumanlarda dile getirilen tecrubeler supheye ve sorgulamaya aciktir. Ayrica subjektifdirler. Kimseden, baska birinin basindan gectigi soylenen bir tecrubeye dayanarak Tanri'nin varoldugunu kabul etmesi beklenemez.

Dinsel kisi ve kaynaklara dayali arguman

Dinin kurucusu veya onemli sahsiyetlerinin hayatini veya dinin kutsal kitabini ornek gostererek, bunlarin mevcut dinin gecerliligine ve guvenilirligine isaret ettigini, dolayisiyla, bu dine ait temel kavramlarin (Tanri'nin varligi gibi) dogru olmasi gerektigini iddia eden bir argumandir.

Farkedilecegi gibi, felsefi acidan kanit olacak herhangi bir tarafi yoktur. Bir dinin iyiligi, guzelligi veya bir dinsel sahsiyetin bilgeligi felsefi veya epistemolojik konularda verdikleri bilgilerin dogruluguna isaret olamaz. Arada nedensel bir iliski yoktur.

"Ya Varsa" argumani

"Tanri yoksa benim kaybedecegim birsey yok, ama varsa inancsiz birinin kaybedecegi cok sey vardir" diyen ve buna dayanarak Tanri'nin varliginin kabul edilmesi gerektigini soyleyen arguman.

Fakat dikkat edilirse bu da felsefi acidan kanit kabul edilebilecek bir arguman degildir. Cunku karsidakinin kendi zihninde ikna olup olmamasi umursanmiyor, sadece kendisinden itaat bekleniyor. Bu arguman daha cok politik olarak yandas toplamada ise yarayabilir, yoksa felsefi olarak ikna etmede degil. Cunku Tanri'nin varoldugunu kanitlayan bir yonu yoktur argumanin. (Zaten dikkat edilirse, argumanin amaci dahi o degildir).

Bu arguman ile ilgili olarak, sitemizin yazilar bolumundeki "Ya Varsa" yazisi okunmalidir.

www.ateizm.org sitesinden alınmıştır

Ateizm Hakkında Bir Önyargı

Forumumuza gelen inanclilarin pek cogunda ateizm ve ateistler hakkinda bir onyargi var. Ateistlerin "Evren nasil olustu", "Hayat neden var ve nasil basladi", "Hayatin amaci var midir", vs. gibi sorulara cevap vermek zorunda oldugunu dusunuyorlar.

Kendilerini sasirtacak cevabi vererek soze baslayalim once: Ateistlerin bu sorulara cevap verme zorunlulugu yoktur. Ateist olmak icin bu tur sorulara cevap vermis olmak sart degildir.

Bu, bu tur sorulara ateistlerin hicbir cevabi olmadigi, ateistlerin bu konulari gormezden geldigi, vs. anlamina gelmiyor. Aksine, cogu ateist bu sorularla cok ilgilidir ve pek cogunun bu tur sorulara kendi yaptigi arastirmalar neticesinde verdigi birtakim cevaplar vardir.

Fakat isin onemli kismi ve foruma yeni gelen inanclilarin anlamasi gereken kisim, bu sorulara cevap vermek ile ateizm arasinda bir iliski olmadigidir. Bir kisi, teorik olarak, bu tur sorulara hicbir somut cevap vermeden de ateist olabilir.

Bunun nasil olduguna gelmeden once, biraz daha bu beklenti ve onyargi uzerine egilelim.

Birine ateist oldugunuzu soylediginizde genellikle ilk tepki, ya da gelen ilk sorulardan biri "Nasil inanmayabilirsin, peki o zaman evren nasil olustu (ya da hayat, canlilik, vs)?" sorusudur. (Hatta boyle de sormazlar, "Peki o zaman evreni kim yaratti?" gibi onyargi dolu, sartlanmis bir soru sorarlar). Tipik inancli, bir soruya cevap vermek ile, bir konudaki gercegi ve dogruyu bulmak arasindaki farkin bilincinde degildir.

Bir soruya verdiginiz cevap, sizin o konudaki delilsiz inanciniza dayaniyor olabilir, bir bilimsel gercege dayaniyor olabilir, gunluk hayatta yasanan tecrubeler sonucu edinilen onyargilara dayaniyor olabilir, bir bilimsel hipoteze dayaniyor olabilir, biraz delillerle desteklenmis, dolayisiyla teori mertebesine ulasmis bir fikre dayaniyor olabilir. Ya da ailenizden, ogretmeninizden, camide vaaz veren hocadan duyup hazir olarak aldiginiz ve sorgulamadan kabul ettiginiz bilgilere dayaniyor olabilir. Ya da kendi kafanizda bazi delillere dayandigina inandiginiz, ama aslinda zayif bir bilimsellik iceren bir yontem uygulamaniz yuzunden aslinda gecerli bir sekilde kanitlamadiginiz, fakat bu durumun farkinda olmadiginiz bazi fikirlerinize dayaniyor olabilir.

Fakat cevabiniz neye dayanirsa dayansin, surasi bir gercek ki, bir konuda sizin cevabiniz, o konudaki somut gercek ile ortusmek zorunda degildir. O konudaki somut gercek henuz dunya uzerinde hickimse tarafindan bilinmiyor olabilir. Ya da biliniyor ama siz bilmiyor olabilirsiniz. Ya da kismen biliniyor, fakat siz kendi verdiginiz cevaplarda bosluklari doldurup, bu cevabi tamamen veriyor olabilirsiniz.

Bir konuda kendi tavrinizin ne oldugunu ve yukarida anlattigimiz hangi tur dayanaga dayanarak bu cevabi verdiginizi durust bir sekilde analiz etmediginiz takdirde, hem temel konularda, hem de cok daha basit konularda sikca yanilmaya mahkum olursunuz.

Ozellikle de en temel felsefi konularda, henuz, insanligin bu asamasinda verilen cevaplarin tam olmadigini, dunya uzerinde bu konularda son sozu soylemeye kimsenin otoritesi olmadigini, acikca bu sorularin henuz cevapsiz oldugunu anlamak ve bu gercegi kabullenmek zorundasiniz. Bu, bu konularda bir inanciniz, kabulunuz ya da fikriniz olmamasi gerektigi anlamina gelmiyor. Ama fikriniz ne olursa olsun, bunun dayanaginin ne oldugunu iyi analiz etmeniz ve bu fikirlerinizi mutlak gercekler olarak lanse etmemeniz gerekir.

Ateist kisi, durustce cevap verebilecegi sorularin neler oldugunu bilir ve soyler. Cevap veremeyecegi, ya da verse bile bu cevabin supheli, ya da kanitsiz oldugu durumlarin da genellikle bilincindedir ateist. Bilincli ateist, kisisel fikirler ile mutlak dogrular arasindaki farkin bilincindedir. Bu farkin bilincinde olmamak, genellikle saf inanclilara ozgu bir durumdur.

Gelelim, bu sorulara cevap vermeden nasil ateist olunacagina. Aslinda ateizmin ne oldugunu, tanimini ve anlamini ogrenmis biri, bunun cevabini kendisi verecektir.

Ateizm, bir reddir. Felsefi sorulara bir cevap, bir aciklama degildir. Cevap ve aciklama olan teizmdir, dini inanclardir. Evrenin nasil olustugunu, bu olusumdan kimin ya da neyin sorumlu oldugunu, vs. acikliyor olma iddiasinda olan fikir teizmdir. Aslinda teizm de cevap verdigini zannediyor olmasina ragmen, bu tur konularda verdigi cevaplar ya yetersiz, ya celiskili, ya acikca yanlis, ya da aslinda cevap bile olmayan ici bos aciklamalardir. Fakat bu ayri bir konu. Bu yazinin konusu acisindan isin bu kismi onemli degil. Onemli olan, iddia ile gelenin teist olmasidir. Ateist ise, bu iddiayi degerlendirip, icinde yanlisliklar, celiskiler, tutarsizliklar, ya da acikca gercege aykiriliklar buldugu icin bu iddiayi reddeden kisidir. Bu is bu kadar basit. Dolayisiyla, ateist, "Senin iddialarin gecersiz" diyen, ve bu konuda gerekce veren kisidir. "Senin iddialarini kabul etmiyorum, cunku benim iddilarimla ortusmuyor" diyen kisi degildir ateist. Bu daha cok bir inancli ile, baska bir inanc koluna bagli baska bir inancli arasinda gececek turde bir konusmadir. Bir inancli, baska bir inanclinin fikrini, kendi fikri ile bagdasmadigi icin kabul etmeyebilir. Fakat bir ateist acisindan durum farklidir. Ateist, inanclinin dile getirdigi fikrin ya da iddianin icerigi sebebiyle karsi cikmaktadir iddiaya. Kendisi gercek dogruya sahip oldugunu dusundugu icin degil.

Ya da ateist, inanclinin dile getirdigi fikrin icinde tutarsizlik ya da celiski bulmuyor, fakat sadece fikrin dayanaksiz bir spekulasyon oldugunu goruyor ve onun icin reddediyor da olabilir. Cunku bir aciklama kendi icinde celiskili veya tutarsiz olmasa bile, bu onun dogru oldugu anlamina gelmez. Bir olguyu aciklamak icin 10 tane degisik aciklama getirilebilir. Ama bunlarin sadece birisi gercektir. Digerleri yanlistir. Hangisinin gercek oldugu acikca gosterilip kanitlanmadigi takdirde, rastgele getirilen herhangi bir iddiayi, sirf dayanaksizlik yuzunden reddetmeye hakki vardir objektif dusunen kisinin. Inancli arkadaslarin bunu anlamalari gerekiyor. Yaptiklari aciklamalarin kulaga mantikli geliyor olmasi da yetmez (ki dini aciklamalarda durum bu da degil, cunku yapilan aciklamalar da kendi icinde tutarsiz, ya da celiskili), hem kulaga mantikli gelmesi, hem de dogruluguna dair gecerli delil olmasi gerekir bir fikrin kabul edilmesi icin.

Dayanaksiz iddialar karsisinda takinilacak varsayilan tavrin "red" olmasi gerektigini inancli arkadaslar kavramalidir. Aynen mahkemelerin suclulugu kanitlanana kadar sanigi sucsuz kabul etmesi gibi. Burada nasil sanigin suclulugu konusundaki iddia kanitlanmadigi surece, sanik hakkinda takinilan varsayilan tavir sanigin sucsuzlugu yonundeyse, benzer sekilde, evrenin sebebi konusunda dayanaksiz iddia getiren kisinin iddiasi, bu iddia kanitlanana kadar reddedilmek zorundadir. Yoksa birbiriyle celisen farkli fikirler ve aciklamalar karsisinda takinilacak tutarli ve objektif bir tavir mumkun olmaz. Bu prensibi kavramamis kisinin, ateizmi tam anlamiyla anlamasi da mumkun degildir.

www.ateizm.org sitesinden alınmıştır